Watchmen - Bizi Gözeten Adamlar "When you left me, i left earth..."

13 Mart 2009 Cuma

Dr Manhattan bütün süper kahramanları döver mi?

Öncelikle, uzun süredir ilk defa böylesi heyecanlandığımı belirtmeliyim.Heyacanımdan saçmalarsam bağışlayın.

Film vizyona girene kadar Watchmen'i bilmiyordum; DC seven bir çizgiromansever olmama rağmen. Gözümden kaçmış olacak. Son zamanlarda duymaya başladım adını, zaten türkçe yayınlanmamış daha. GerekliŞeyler'de 19 Martta satışa sunulacağı yazıyor,ön satışta şu an ve fiyatı 30TL. Hemen alıp okumak gerek, tabi ki..

Filmle ilgili konuşurken Sin City ve 300 filmlerinin bahsi geçiyor. Filmin yönetmeni Zack Synder 300'ün görüntü yönetmeni. Frank Miller ise hem Sin City'nin hem 300'ün yaratıcısı. Watchmen 'in yazarı ise Alan Moore, ikisi de DC comicste çalışıyor. (Yanılıyorsam birileri beni uyarsın) Sin City'i hep birlikte izlemiş ve çok beğenmiştik, çekim teknikleri ve görsellik ve yaratılan ortam ve "süper" kahramanların karanlık tarafları açısından, Watchmen'i Sin City'e yakın bulmak yanlış değil. Hatta oldukça benzer yönler buldum ben. Özellikle Rorscach (Watchmen) karakteri, fazlasıyla Marv'a (Sin City) benzemiyor muydu? Ve yine cesetleri parçalayıp köpeklere yedirme mevzusu. Ve o hırıltılı ses. Benim hüsnü kuruntum oabilir tabi de, oldukça büyük benzerlikler vardı bence iki çizgiroman arasında - filmler demek daha mı doğru olacaktır?

Watchmen'in girişteki dövüş sahnesi, inanılmaz güzeldi. Daha sonrasında gelen uzun intro ise, inanılmazdı. 1940'lı yıllardan 1980'lere kadar olan dönemi, dönemlerin ünlü olaylarını fona alarak kahramanlarımız üzerinden anlatmaları ve bu sırada Stüdyo 54'ü bile unutmamaları öylesine başarılıydı ki, böyle bir intro daha önce gördüm mü yada daha sonra görecek miyim çok kestiremiyorum. Silk Spectre'ın hamile kalıp emekli olduğu sahne, Leonarda Da Vinci'nin "The Last Supper" isimli eserine bir göndermeydi. (Aynı esere bir gönderme de, That 70s Show'un birinci sezonunda yapılmıştır, meraklılar araştırıp kaçıncı bölüm olduğunu bulabilir) Aslında filmde pek çok gönderme bulunuyor, bunları tek tek sıralamak mümkün olmayacak gibi. Ancak Dr. Manhattan karakterinin bana anımsattıklarını size de aktarmak istiyorum. Çok sevdiğim bir yazar olan Robert Heinlein'ın en sevdiğim bir kitabı var: "Yaban Diyarlardaki Yabancı" (Stranger in a Strange Land) Kısaca, kitap marslılar tarafından büyütülen Smith isimli karakterin, dünyaya döndükten sonra dünyayı ve insanları algılayışını anlatır - çok "kabaca" olduğunun farkındayım. Dr manhattan'ın insanlığı ve yaşamı algılayış biçimi ve dünyayı terk edip Mars'a yerleşmesi bana bu kitabı anımsattı. İki karakter arasında büyük benzerlikler olduğuna inanıyorum ben. (Bir çeşit ekilenmem mi söz konusu acaba yada ben en sevdiğim şeyleri birbirine benzetmeye meraklıyım)

Filmin benim açımdan en iyi tarafı Dr. Manhattan karakteriydi. Ağır ağır konuşması ve tavırları, inanılmaz derinliki karakteri beni benden aldı başka yerlere götürdü diyebilirim. Manhattan'ın konuştuğu bazı yerlerde neredeyse ağlayacaktım diyebilirim, karakterin üzüntüsünü, melankolisini inasanlıklan böylesine uzaklaşmış olmasına rağmen o kadar iyi yansıtmışlar ki.

Gözümüzden Kaçmadı; *Ozymandias kutuplardaki reaktörde izlediği monitörlerden birinde Mad Max vardı. Diğer birinde ise gelmiş geçmiş en iyi reklamlardan biri olan 1984 yılının macintosh un apple reklamı var. (Dahası ve fazlası için bilimum farklı siteler karıştırılabilir, bunlar benim ilk anda yakaladıklarım)
*Rorscach karakterinin ismi Rorscach mürekkep testinden geliyor ve taktığı maske ile yakından alaksı var. Ayrıntılı bilgi vermek için çizgiromanı okumayı bekleyeceğim. *Dan Dreiberg / Nite Owl II karakterini Patrick Wilson canlandırıyor ki kendisi Angels in Amerika dizisinin Joe Pitt karakteri. *Comedian'ı canlandıran kişi Freddie Prinze Jr. değil, Jeffrey Dean Morgan. Kenidsini Grey's Anatomy'den hatrlayabilirsiniz.

Alan Moore Çizgi Romanlarından bazıları;
*Watchmen
*From Hell (Aynı isimli filmi Alber - allen Hughes yönetmiş, Johnny Depp te bu filmde oynamıştı.)
*V for Vendetta (Aynı isimli filmi Wachowski biraderler yönetmiş, Natalie Portman ve Hugo Weaving'de bu filmde oynamışlardı.)
*The League of Extraordinary Gentlemen (Aynı isimli filmi Stephen Norrington yönetmiş, Sean Connery'de bu filmde oynamıştı.)

0 yorum: