Televizyonsuz Hayat(ım)ın Dayanılmaz Hafifliği

21 Nisan 2009 Salı

Şu sıralar bir reklam dönüyor ekranlarda ve hatta bilboardlarda; mutlu ailelerin sırrı nedir? Evet, bu soruya utanmazlık içinde verilen cevap; digitürk! Mutlu ailelerin sırrı 10 yıldır değişmiyormuş, digitürk sayesinde. Reklamlarda, çocukların çizgifilm izleyerek, erkeklerin "maç" izleyerek, kadınların da dizi izleyerek "mutlu bir aile" olduklarından bahsediliyor.

Kapanın evinize, iletişim kurmayın, konuşmayın birbirinizle, ilgilenmeyin çocuklarınızla, çocuklar hiç sokağa çıkmasın, televizyonun önünde vakit geçirsinler, pokemon sanıp camdan aşağı atsınlar kendilerini yada görünmez olmak için şişelerce şurup içsinler, ağzınızın suyu akarak muhteşem hayatlarını izleyenin şöhretlerin, tuttuğunuz takımla tek yürek olun ekran karşısında - onlar milyon dolarları cebe indirirken, bütün hayatlarını izlerken insanların cenazelerini hatta ölüm anlarını da izleyin, sokakta namus timsali kesilen sizler ekranda orospuların prim yapmasına izin verin (kadın düşmanlığı yok, erkeğinde "orospu"su pek ala olur), spikerler ne derse ona inanın, insanlar sokaklarda açken siz dizi yıldızlarının gayri meşru çocuklarına ağlayın, engelli insanlarla dalga geçen Mehmet Ali Erbil hala program yapabilsin bu ülkede - sayenizde, küçücük çocuklarınıza -seksi- kıyafetler giydirip şarkıcı gibi şarkı söyletip dansöz gibi oynatın hatta, hatta izleyin bunları "ay ne şeker çocuk" deyin. Yabancılaşın hayata, kendi hayatınızı yaşayamadığınız için, yaşanlarınkiyle "eğlenin". Evet, mutlu hayatın sırrı bu gerçekten, mutlu ailelerin sırrı bu!!!

6 aydır televizyon yok evimde. Bu bataktan kurtulduğum için mutluyum. Hiç ihtiyacını da duymuyorum. İzlemek istediğim film ya da dizi varsa, download edip izleyebiliyorum nasıl olsa, gündemi de internetten (daha çok ekşisözlükten) ve gazetelerden takip ediyorum. Evet, ben de böyle mutluyum ne yapayım... Mutlu olmak için TV karşısında saatlerimi öldürmeye gerek duymuyorum.

Herkese İyi Seyirler...

0 yorum: