True Blood Season 2 Episode 1 "Nothing But The Blood"

17 Haziran 2009 Çarşamba

Daha önce de bahsetmiş olduğum gibi, True Blood'un ikinci sezonunun ilk bölümü 14 haziran tarihi itibarı ile yayınlandı. Altyazının 1 gün gibi kısa sürede divxplanet'a düşmesiyle birlikte ben de dün gece izleme fırsatı buldum. Çok etkileyici bir ilk bölüm olduğunu söyleyemeyeceğim maalesef yada harika promo sebebiyle beklentimi çokta yüksek tutmuş olabilirim :) Gelelim bu bölümde olanlara,

Öncelikle Dedektif Andy'nin arabasında kalbi yerinden sökülmüş şekilde bulunan cesedin, Tara ve annesini "Şeytan Çıkartma" seanslarıyla dolandıran Miss Jeanette'e ait olduğunu öğrendik. Korktuğumuz gibi olmadı yani, ceset LaFayette'in değilmiş. Tara önce polise Miss Jeanette'i tanımadığını söylese de (ki daha çok annesinin kadının bir dolandırıcı olduğunu öğrenmesini engellemek amacıyla) daha sonra gidip kadın hakkında bildiklerini polise anlattı. Sorgunun ardından Tara'nın annesi ile Tara'yı almaya gelen MaryAnn'in tanışma sahnesi çok iyiydi. Maryann LettiMae'ye resmen verdi veriştirdi, hepimizin söylemek istediği şeyleri bir anda yüzüne vurdu.
MaryAnn ve Sam'in geçmişlerine ait bir kaç şey gördük. Sam'in 17 yaşında sokaklarda dolaştığını, hırsızlık için MaryAnn'in evine girdiğini ama nasıl olduysa kendini birdenbire yatakta bulduğunu gördük. MaryAnn denen hatuna sevişme sırasında bir haller geldi ama bu kadın nedir ne değildir hala bir bilgimiz yok. Sam MaryAnn ile karşılaştığında ondan çaldıklarını geri vermeye çalıştı ancak MaryAnn Sam'den istediğinin bu olmadığını açık açık söyledi. Sevmiyorum ben bu kadını çok rahatsız edici ve samimi değil.

Sookie ve Bill tarafında ise, Sookie ve Bill'in birnevi kızı olan Jessica tarafında tatsız bir tanışma yaşandı. Sookie ondan birşeyler sakladığını öğrendiği Bill'e çok kızdı. Ertesi gün amcasının öldüğünü duyunca ise bunda Bill'in parmağının olduğunu öğrendi ve daha çok kızdı. Ayrılma noktasına geldiler. Ancak Bill'in romantik konuşmaları ve korumacı tavrı ile ve Sookie'yi sevdiğini söylemesiyle tabi ki bu mevzuda yatakta sonuçlandı. hem de harika ve kanlı bir sevişme ile.

Lafayette'i ise bir zindanda diğer bazı utsaklarla birlikte gördük. Neden orada olduğunu bilmeden bekliyordu. Bölümün sonuna doğru ise oradaki tutsakların öldürülen 3 vampir ile ilgili yapılan soruşturma için Vampir Eric tarafından tutulduklarını öğrendik. Bir de Eric sanırım saçına meç yapıyor, hehehe. Saçında aliminyum folyalar vardı ancak ben vampirler saçında başında değişiklik yapamaz diye biliyorum "Vampirle Görüşme" filminden :)))

Diğer taraftan Sookienin kardeşi Jason, Sookie'ye amcasından kalan ama istemediği için Jason'a verdiği parayla, güneş zımbırtısı tarikatının düzenlediği yönetici seminerlerine katılmaya karar verdi. (Fellowship of the Sun) Bu çocuk vampir avcısı olacak çıkacak başımıza, bi insan sürekli boş işler peşinde mi koşar yahu!

Jessice Billin başına, MaryAnn de Sam'in ve Tara^nın başına büyük belalar açacak gibi duruyor. Merakla bekliyoruz.

Son bir not; diziyi izlemeseniz bile bu bölümdeki fevkalade "kanlı" sevişme sahnesini izlemeniz tavsiyesiyle...

True Blood - It Hurts So Good

3 Haziran 2009 Çarşamba


HBO nun 2007-2008 sezonunda gösterilen şahane dizisi True Blood'un yeni sezonu 14 Haziran 2009 itibari ile yayınlanacak. 2.Sezon başlamadan önce, dizi ile ilgili bir tanıtım yazısı yazmak istedim. (Yeni bölümler ile birlikte bölüm bölüm inceleme yazmaya da başlayacağım.)

True Blood'un yönetmeni Alan Ball, kendisini yine HBO da yayınlanan efsane dizi "Six Feet Under"dan hatırlayabiliriz. True Blood'ın hikayesi Charlaine Harris romanlarına dayanıyor. "Southern Vampire Novel" serisi olarak bilinen bu kitapları Missisippili bayan yazarımız 2001 yılında yazmaya başlamış. İlk kitap hariç Türkçe'ye çevrilmeyen bu kitapların isimleri ise sırasıyla aşağıdaki gibi,

Dead Until Dark (Southern Vampire Mysteries, 1. Kitap)
Living Dead in Dallas (Southern Vampire Mysteries, 2. Kitap)
Club Dead (Southern Vampire Mysteries, 3. Kitap)
Dead to the World (Southern Vampire Mysteries, 4. Kitap)
Dead as a Doornail (Southern Vampire Mysteries, 5. Kitap)
Definitely Dead (Southern Vampire Mysteries, 6. Kitap)
All Together Dead (Southern Vampire Mysteries, 7. Kitap)
From Dead to Worse (Southern Vampire Mysteries, 8. Kitap)

True Blood'da ki hikayeye dönecek olursak, Japonlar "sentetik kan"ı üretmeyi başarmışlardır ve vampirler artık insan öldürerek beslenmek zorunda olmadıkları için yeryüzüne çıkmışlardır. Sookie Stackhouse büyükannesi ve abisi ile birlikte Louisiana'da küçük bir kasabada garsonluk yapan görünüşte sıradan ama aslında düşünce okuyabilen bir hanım kızımızdır. Hoş bir geçmişi olmayan esas oğlan vampirimiz Bill bu kasabaya gelir ve Sookie ile tanışırlar; düşüncelerini okuyamadığı için Sookie hanım kızımız Bill'den oldukça etkilenir ve olaylar gelişir.

Sookie Stackhouse rolünde "Anna Paquin"i ve vampir Bill Compton rolünde ise "Stephen Moyer" oynamakta. Anna Paquin 82 doğumlu bir genç bayan. Kendisi daha 12 yaşındayken oynadığı "Piyano" isimli film ile en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında oskar aldı. Buradan hatırlayamayanalar kendisini illaki X-Men deki "Rouge" rolüyle hatırlayacaktır. Başarılı oyuncu bunların haricinde, Amistad, 25th Hour, Buffalo Soldiers, Almost Famous, Hurly Burly, Finding Forester vb. gibi ünlü Hollywood yapımlarında rol aldı. Ancak üzülerek söylemeliyim ki Sookie Stackhouse rolünde hep bir "olmamış"lık bulunuyor. 2.sezonda bunun değişmesini umuyorum ve açıkçası 2.sexon promosu bu umutlarımı oldukça güçlendiriyor.

True Blood +18 bir jeneriğe sahip -ki dizide de pek çok sahne oldukça erotik içerikli ve şiddet barındırıyor. Jenerikte çalan şarkı "Bad Things", Jace Everett'e ait, şuradan dinlenilebilir.

True Blood her ne kadar bir vampir dizisi olsa da -ki pek çok vampir mitine de saygı duyar nitelikte- bence daha çok ırkçılıkla ilgili bir dizi. Irkçılık derken, farklı olana karşı olma durumundan bahsediyorum. Zencilere yada eşcinsellere yapılan ırkçılıktan. Sadece bir kaç bölümüne denk geldiğim Six Feet Under isimli dizide de Alan Ball'un benzer şeyler yaptığını tahmin ediyorum. (Aslında maalesef Six Feet Under ile ilgili en derin bilgim ailemizin seri katili Dexter'ı Michael C. Hall'un bu dizide bir eşcinseli canlandırdığı. Ama uzun zamandır merak ettiğim bu diziyi yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum.)

True Blood'un en sevdiğim tarafı, sert olması. Sertliği daha çok vampirlerin dünyasında bulunan erotizm ve şiddeti reddetmemesinden geliyor. Zaten kan olan yerde erotizm ve şiddet zaten olmaz mı? Türk televizyonları için jeneriği bile sansüre maruz kalabilecek bu dizinin bazı sahnelerinin +18 olduğunu da belirtmek isterim.

True Blood için 1.sezon öncesi oldukça başarılı bir reklam kampanyası yürütüldü. Bu çalışma ile ilgili bilgiyi ekşiszölüktenten değişiklik yapmadan alıntılıyorum.
dizi yayınlanmaya başlamadan önceki birkaç ay boyunca tru-blood içeceği gerçekmişçesine, tru-blood taşıyan içecek kamyonları, evlere "japonya'dan yeni içecek" diye yollanan tru-blood sample'ları, "equal rights for vampires" ve "vampire robin for mayor" türü billboard'lar, http://www.trubeverage.com diye süper bir viral marketing websitesi, http://lovebitten.net/ adresinde bir vampir-insan dating websitesi, vampir dünyasından son gelişmeleri anlatan http://bloodcopy.com/ adresindeki bir websitesi, hatta ve hatta vampirlerin insanlarla eşit haklara sahip olmaması gerektiği görüşlerini destekleyen hristiyan insanların grubunun http://fellowshipofthesun.org/ adlı websitesi, bir kaç adet tru-blood içeceğini pazarlayan tv reklam filmi ve daha nice nice mecralarda yapılmış tanıtımlar.


2.sezon 14 Haziranda başlıyor. 2.Sezonun promosu için resmen "inanılmaz" derecede başarılı bir promo çalışması yapılmış, müzik olarak Bob Dylan'ın son bombası "Beyond Here Lies Nothin'" seçilmiş. Promoyu da buradan izleyebilirsiniz.

14 Hazirandan sonra, tek tek bölüm incelemeleriyle görüşmek üzere...