2010 Hayalleri

31 Aralık 2009 Perşembe



Herkese Mutlu Yıllar!

2010 a girmememize birkaç saat kaldı. Bir iş arkadaşımın dediği üzere, zaman devir daim eden birşey değil; dümdüz devam ediyor. 365 günlük periyotlarla "yeni yıl"ları kutlamanın çok bir anlamı yok doğal olarak.

Böyle yapay kutlamalar da olmasa nasıl yaşardık ama değil mi?

2009 yılı, hastalıklarla geçti benim açımdan. 2010'dan tek büyük beklentim sağlığımın yerinde olması. Hastanelerin önünden bile geçmek istemiyorum mümkünse.

Bir de iki çeyrek milli piyango biletime de 7.5 trilyon çıksa hiç fena olmaz;)

Öpüyorum herkesi, sevdiklerinizi sevindirin bugün!

Elfen Lied - Anime Tanıtım

28 Aralık 2009 Pazartesi



Kanlar içinde kopmuş bir kol görürüz önce. Sonra da korkuyla gözleri irileşmiş iki adam. Saniyeler içinde bu iki adamın da arasında bulunduğu pek çok kişi, bir kıyıma maruz kalacaktır. Ama asıl şaşırtıcı olan bunu yapanın, başında maskesiyle şarkı mırıldanarak elindeki kopmuş kafayı atan çıplak bir kadın olmasıdır. Ve hiç bir silaha ihtiyaç duymaması...


Evet, Elfen Lied müthiş açılış jeneriğinden sonra böylesi vahşi bir sahne ile selamlar izleyiciyi. Daha sonra kızın isminin Lucy olduğunu ve onun bir "diclonius" olduğunu öğreniriz. dicloniuslar insan evriminin bir üst noktasıdır ve en belirgin özellikleri başlarındaki boynuzlardır.

Lucy, kapalı tutulduğu enstitüden kaçmaya çalışırken başından bir kurşun yarası alıp denize düşer. Asıl hikaye, iki kuzenin onu bularak evlerine götürmeleri ve "Nyuu" kelimesinden (Nyuu japoncada süt anlamına gelmektedir) başka bir şey söyleyemediği için "nyuu" ismini taktıkları bu kızla yaşamaya başladıktan sonra başlayacaktır.

Elfen Lied, almancadır ve elf şarkısı manasına gelmektedir. Lynn Okamoto tarafından yazılmış bir Japon manga ve anime serisidir. Japonya'da Şūeişa tarafından Haftalık Young Jump dergisinde yayınlanan Elfen Lied yirmi cildin tamamlanması ile sonlanmıştır. Anime uyarlaması 2004 yılında yapılmıştır ve 13 bölüm sürmüştür. Bölümlerin almanca ve ingilizce olarak isimleri aşağıdaki gibidir;

1- Chance Meeting - Begegnung
2- Cleaning Up - Vernichtung
3- At Heart - Im Innersten
4- Touching Strike - Aufeinandertreffen
5- Receiving - Empfang
6- Inner Feelings - Herzenswaerme
7- Confrontation - Zufaellige Begegnung
8- Beginning - Beginn
9- Reminiscence - Schoene Erinnerung
10- Infant - Saeugling
11- Complications - Vermischung
12- Sludge - Taumeln
13- No Way Back - Erleuchtun

En son yayınlanan bölümü, sanıldığının aksine 14. bölüm değildir; 10. bölüm ve 11. bölüm arasında geçen olayları anlatmaktadır ve bu bölüm 10,5 olarak anılmaktadır.

Gustav Klimt'in der kuss isimli tablosu, ilki orjinali, ikincisi jenerikte kullanılan hali.

Özellikle jeneriği ve çizimleri ile dikkat çeken anime, duygusal ve fiziksel şiddet içermektedir. Jenerikte kullanılan resimler, ünlü alman ressam gustav klimt'e aittir. Jenerik şarkısı latincedir ve ismi "lilium"dur. Şarkı sözleri latince ve türkçe olarak aşağıdaki gibidir.
Latince:
Os iusti meditabitur sapientiam,
Et lingua eius loquetur indicium.
Beatus vir qui suffert tentationem,
Quoniqm cum probates fuerit accipient coronam vitae.
Kyrie, ignis divine, eleison
O quam sancta, quam serena,
quam benigna, quam amoena
O castitatis lilium

Türkçe:
Adilin ağzı bilgeliğini göstermeli
Ve dili hakkaniyeti söylemeli
Kutsanmış olan cezbedici günahlara kanmayan insandır
Bir kerelik denemek için bile olsa
Yaşamın tacını alacaktır
Oh,Tanrım, Kutsal Ateş, Merhamet et
Oh, ne kadar huzurlu, ne kadar sevimli
Ne kadar yardımsever, ne kadar kutsal
Ey, saflığın zambağı (Lilium)

Jenerik buradan izlenebilir.

Anime severler tarafından en büyük eleştiri, aşırı duygusallığı konusunda yapılmıştır. Yer yer duygu sömürüsüne varan aşırı duygusallık, çıplaklık ve vahşet gibi temalarla birleştirilmiş; bu durum da animenin anlatımı derinleştirmek değil, dikkat çekmek adına bu yola başvurduğu düşüncesine yol açmıştır.

Karakterleri kısaca tanıyacak olursak;


Lucy; bir diclonius. Sırtından çıkan görünmez ve vektör adı verilen uzantılarıyla işliyor cinayetlerini.



Nyuu; Lucy'nin başından aldığı darbe sonucu ortaya çıkmış ikinci kişiliği.(alter-ego da denilebilir) Lucy'nin aksine tamamen zarasız ve oldukça sevimlidir.


Kouta; Lucy'nin çocukluk aşkı ve denize düştükten sonra kuzeni ile birlikte onu kurtaran ve evine alan kişi.


Yuka; kouta'nın kuzenidir. o da lucy gibi kouta'ya çocukluğundan beri aşıktır ancak bunu ona itiraf edemez.


Elfen lied'in 16 yaşından büyükler için bir anime olduğunu hatırlatmakta fayda var.

AA! Megami Sama / Oh! My Goddess -- Tanıtım


Oh! My Goddess; 1988 yılında yayınlanmaya başlanmış aynı isimli manganın (Japon çizgiromanının) TV'ye uyarlanmış animesinin ismi. Türkçe'ye çevirmeye çalışırsak; "Aman Tanrıçam!" gibi bir anlamı var denilebilir.
Yazının devamında, 2005 ve 2006 yıllarında yayınlanan tv serisinin tanıtımını bulabilirsiniz.

İlk anime serisi 5 bölümle, 1993-1994 yılları arasında yayınlanmıştı.
Bölüm isimleri aşağıdaki gibi;
01. Moonlight and Cherry Blossoms (Ayışığı ve Kiraz Ağacı Çiçekleri)
02. Midsummer Night's Dream (Bir Yaz Gecesi Rüyası - Aynı isimli Shakespeare oyununa gönderme yapılmış)
03. Burning Hearts on the Road (Yanan Kalpler Yolda)
04. Evergreen Holy Night (Unutulmaz Kutsal Gece)
05. For the Love of Goddess (İngilizcedeki "Tanrı Aşkına" kullanımını bir kelime oyunuyla "Tanrıça Aşkına" olarak kullanmışlar.)

Oh! My Goddess'ın 2000 yılında; AA! Megami-sama isminde bir filmi çekildi.

Asıl tanıtımını yapacağım ise, 2005 yılında AA! Megami-sama ismiyle 26 bölüm olarak ve 2006 yılında Aa Megami-sama: Sorezore no Tsubasa adıyla 22 bölüm olarak yayınlanan TV serisi.

(Bunların haricinde 2007 yılında AA! Megami-sama: Tatakau Tsubasa isminde 2 bölümlük TV özel gösterimi de yapılmış ve bu bölümlerde, mangada daha önce işlenmemiş konular da işlenmiştir.)

Gelelim anime serisinin hikayesine... Keiichi Morisato, iyi yürekli, çalışkan ama oldukça pısırık ve şansız bir üniversite öğrencisidir. Bu özellikleri yüzünden çevresindekiler tarafından sürekli ezilmekten ve şansızlığın peşini bir türlü bırakmamasından kaynaklanan oldukça kötü bir ruh halindeyken; telefonla yanlışlıkla "Tanrıça Yardım Hattı"na bağlanır. "Tanrıça Yardım Hattı" ihtiyacı olanlara yardım için dünyaya inen tanrıçalardan oluşan oldukça teknolojik bir yeni nesil "iyilik meleği" ajansıdır. Keiichi'nin yardımına Belldandy isminde bir tanrıça gelir. Belldandy, Keiichi'ye tek bir dilek hakkı sunar ve Keiichi ondan sonsuza kadar onla kalmasını ister. Dilek yerine getirilir ve Keiichi, her dediğini yapan, tek amacı onu mutlu etmek olan bir tanrıça ile yaşamaya başlar. Zamanla ilişkileri aşka dönüşecek, Belldandy'nin tanrıça kardeşleri Urd ve Skuld'un aralarına katılmasıyla işler oldukça içinden çıkılmaz ve komik bir hale gelecektir.

Karakterlerimiz şu şekilde;

Belldandy



Sınıf: 1.sınıf, Tanrıça, 2.kategori, sınırsız lisans


Urd



Sınıf: 2. Sınıf, Yönetim kategorisi, Sınırlı lisans


Skuld



Sınıf: 2. Sınıf, Birinci Kategori, Sınırlı Lisans


Keiichi Morisato



Nekomi Teknoloji üniversitesi öğrencisi. Aynı üniversitesinin motosiklet kulübünde.

2005 yılındaki ilk serinin bölüm isimlerini şurada bulabilirsiniz.

Alttaki ise ikinci serinin (2006) bölüm isimleri;

01. Ah! Wish, One More Time!
02. Ah! The Troubled Queen of Revenge!
03. Ah! I Offer You This Feeling on Christmas Eve!
04. Ah! I want to fill the world with happiness!
05. Ah! The Wavelength That Captivates Love!
06. Ah! Is that jealousy!?
07. Ah! I Will Fulfill Your Wish!
08. Ah! I Want to Be of Help to You!
09. Ah! The Goddesses Decide the Victory With a Date!
10. Ah! That One Word I Can`t Get Myself to Say!
11. Ah! Catch the dream with that hand
12. Ah! Goddess' tears and his dream
13. Ah! Wake up! That feeling
14. Ah! My lovely cupid
15. Ah! Myself: The Goddess and the Devil?
16. Ah! Not Fearing the Darkness, Shine Brightly!
17. Ah! The Advent of the Great Demon Leader!
18. Ah! Do Devils Have Dignity?
19. Ah! A Goddess` Love Can Save the Ninjas!
20. Ah! The Place Doesn`t Matter As Long As the Two of Us Are Together!
21. Ah! Is It All Right Even If I`m a Demon?
22. Ah! A Goddess`s Confession of Love!

Teknoloji ile içiçe geçmiş fantastik konusu ve oldukça komik senaryosuyla kendini izlettiren bir anime serisi Oh! My Goddess. Kısıtlı bir cinsel içeriği bulunmakta. (örneğin Fullmetal Alchemist serisinde hemen hemen hiç cinsel içerik bulunmaz.) Ancak, bu cinsel içerik, daha çok komediyi vurgulamak amacıyla kullanılıyor.

Anime severlerin kaçırmaması gereken, oldukça eğlenceli bu animeyi herkese tavsiye ediyorum.

An

22 Aralık 2009 Salı

bir an için herşey çok iyi gidiyor gibiydi. yalnızca bir anlığına...

en çok kızdığım ise, en çok katlanamadığım; her seferinde mutluluğun sanal gerçekliğine kanıyor olmam.

Dexter 4.Sezon Finali ve 5. Sezona Dair Beklentiler

20 Aralık 2009 Pazar


2009 yılı dizi sezonun en başarılı iki dizisi Dexter ve Fringe'ti benim açımdan. Dexter'da özellikle deneyimli oyuncu John Lithgow 'un varlığı ve daha önce pek karşılaşmadığımız Dexter'ın kendini kaybediş anları bu sezonu böylesi başarılı kılan unsurlar gibi görünüyor. Dexter, bu beğeniye yakışan muhteşem bir sezon finaliyle 4. sezonu bitirdi.


Dexter, diğer dizilerden oldukça farklı senaryosu ve tam olarak bir anti-kahraman olan Dexter karakteriyle zaten günümüz dizi piyasasında oldukça farklı bir noktada bulunuyor. 4 sezonda her ne kadar kendi içinde inişler ve çıkışlar yaşamış olsa da kalitesini belli bir seviyede tutmayı başardı. 4 sezondur zaten oldukça heyecanlı finaller izlemiştik, ancak sanırım 4. sezon finali gerçekten büyük bir "sürpriz" olan son sahnesiyle en başarılı sezon finalleri arasına girdi. Gerçekten büyük bir sürpriz diyorum zira, senaristler burada ve burada yaptıkları açıklamalarda sezon finaline yakın zamanda karar verdiklerini söylüyorlar. Bu geç karar, dedikoduların dünyaya yayılmasına engel oldu ve biz de böylece şok edici bir sezon finali izleyebildik.

*Dikkat, bundan sonrası 4. sezon finalini izlemeyenler için spoiler içerebilir*

Peki neydi bu sezon finali? Dexter, en sonunda içindeki karanlık kişilikle aile hayatını birlikte yürütemeyeceğine ve artık ailesiyle birlikte olmak istediğine karar verdi. Ancak, tam da herşey bitti artık sonsuza kadar mutlu yaşayabilirler diye beklerken, Harrison'ın ağlayan kanlar içindeki hali ve Rita'nın açık kalmış gözleri bizi gerçekliğe döndürdü. Evet, ne ara becerdi bilmiyoruz, ancak Dexter trinity'i öldüremeden, trinity Rita'yı öldürdü.

Rita (Julie Benz), forumlardan takip ettiğim kadarıyla dexter'a olan "olumsuz" etkisiyle fanatikler tarafından çok da sevilmeyen bir karakter. Ancak bu ölümü rita'dan nefret edenler bile ona yakıştıramamış olacaklar ki herkeste bir hüzün hali bulunuyor.

Peki 5. sezonda neler olabilir?

* Debra, kardeşi dexter'ın asıl kişiliğini keşfetti sonunda. açıkçası bu ve Quinn ile yakınlaşmaları dexter'ın suyunun ısındığı manasına geliyor. debra ve quinn, dexter'ı araştırmaya başlayıp onunla ilgili gerçekleri keşfedebilirler.

* 5. sezon, dizinin final sezonu olacak gibi görünüyor. bu finalin dexter açısından "mutlu" bir final olacağına inanmıyorum. ya idam, ya intihar ya da cinayet bekliyor dexter'ı.

* Dexter 5. sezonda 3 çocukla yalnız kalmış dul bir adam ve seri katil kişiliğiyle çıkacak karşımıza. rita'nın ölümüne karşı hissettiği üzüntü ve suçluluk duygusu onu kendini kontrol edemeyen ve önüne geleni doğrayan bir katile dönüştürebilir. ya da bu üzüntülü hal daha fazla hata yapmasına ve yakalanmasına sebep olabilir.

* Eğer dexter'ı daha uzun sezonlar devam ettirmeyi düşünüyorlarsa karşımıza 2 seçenek çıkıyor,
1- Harrison'ı "kandan doğarken" gördük, bu onun da seri katil olacağı manasına geliyorsa eğer, harrison'ın yetişkinliğini izleyebiliriz.
2- Yeni bir hatun karakter ve yeni bir katil girer dexter'ın hayatına ve olaylar gelişir.

* Her ne kadar senaristler Rita'yı Trinity'nin öldürdüğünü kesin bir şekilde açıklamış olsalar da bunu nasıl yaptığını hala bilmiyoruz. 5. sezonda bunu izleme olasılığımız söz konusu.

Senaristler neyi nasıl yapacaklarına karar vermemiş olduklarını söyleseler de bir yıl sonra bizi yine müthiş bir sezonun beklediğinden neredeyse eminim.

Not: Bu yazı ilk olarak 22dakika.org'da yayınlanmıştır.

Sevdiğim Siteler - bizibozmaz

14 Aralık 2009 Pazartesi


www.bizibozmaz.com

Nedir?

Bizibozmaz herşey hakkında herşeyi yazan bir site. Sınırlandırmak gerekirse bir "popüler alt kültür" sitesi denilebilir. Kendileri için şöyle demişler sitelerinde;

Bizibozmaz; bir popüler ve şehir kültürü blog’udur.

Bizibozmaz; gerçek ve dijital evrende görüp beğendiklerimizi işleyip sizlerle paylaşır…

Bizibozmaz; sanattan tasarıma, teknolojiden dijitale, müzikten afişe, grafikten popüler bilime, popüler tarihten spora, oyundan etkinliğe kadar yaratıcılık ihtiva eden ne varsa gözünüzün içine sokar…

Bizibozmaz; blogger’ları, grafikerleri, yazarları, çizerleri, düşünürleri, mucitleri, hayalperestleri, videoart’çıları, bilim insanlarını, gezginleri, tasarımcıları, tamircileri, müzisyenleri, yani, bi’ şeyler üreten, bi’ şeylerin iyi yönde değişmesine saran kim varsa sizlerle tanıştırır…


Bizibozmaz ekibi, Mansur “riffmaister” Forutan, Selin “beatmaister” Özavcı ve Doruk “webmaister” Tokçabalaban oluşuyor.

Artıları: "Bi'haber", "Çevre", "ıvır-zıvır", "Pop-Kült", "Teknoloji", "Trend-Tasarım" başlıkları altında dünyanın pek çok farklı yerinden farklı tarzlarda içerikleri barındırıyor bünyesinde. Böyle bir toplamayı başka bir sitede bir arada bulmanız çok zor. Amaaa en büyük artısı "Darth Vader" etiketli yazılar!


Eksileri: Site tasarımı minimalist olmasına rağmen çok "kullanıcı dostu" değil. Biraz karmaşa hakim ortama. Gibi.


Kimler İçin: Teknoloji takipçileri, çevre duyarlıları, tasarım severler, star wars fanları bu ve bunun gibi "ıvır-zıvır"lara meraklı herkes için.

facebookta şurada bulunabilir.
twitterda da şurada...

Spotted! - Callum Keith Rennie

12 Aralık 2009 Cumartesi



Callum Keith Rennie'yi en son Flashforward'ın 1.sezon 7.bölümü The Gift'te "Jeff Slingerland - Dr. Maurice Raynaud" rolünde izledik. Ama sanırım kendisini en çok Battlestar Galactica'daki "Leoben Conov" rolüyle tanıyoruz. Battlestar Galactica ve Flashforward arasında ise, Californication'da Hank'in kankası ve daha sonrasında biyografisini yazacağı kişi "Lew Ashby" olarak çıktı karşımıza. 2009'un yeni dizisi Harper's Island'da ise "John Wakefield" rolünde oynuyor. Bunlar yetmedi, ünlü oyuncu 2010 yılında, 24'ün 8.saatinde "Vladimir Laitanan" rolüyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

"Perfect" Objects - Metis Ajanda

11 Aralık 2009 Cuma

Metis yayınları 2005 yılından beri ajanda çıkarıyor. Ben de bu harika ajandaları 2007'den beri takip ediyorum. 2010 yılı ajandamızın ismi "İllalah!".. 5 yıl muhalif tavırlarını koruyorak "toplumun kanayan bir yarasına" parmak basan metis yayınları bu yıl ki ajandasında "Din" temasını (daha çok dinsizlik demeliyiz) kullanmış. Yıllara göre ajandalar ve temaları aşağıdaki şekilde;






Ajanda 2005
Metis Edebiyat








Ajanda 2006
Doğa için Sorumluluk









Ajanda 2007
Cadılar









Ajanda 2008
Yaratıcı Direniş









Ajanda 2009
Hayvanlar ve İnsanlar










Ajanda 2010
İllallah!


Eğer ajanda kullanıyorsanız, İllalah!'ı mutlaka almanızı tavsiye ederim. Bu arada, Cadılar ve Yaratıcı Direniş özellikle başarılıydı ;)

Gossip Girl'de 3.Sezon

7 Aralık 2009 Pazartesi


Gosip Girl'de 3.sezonun 11 bölümünü geride bıraktık malum. 3. sezon benim açımdan biraz sönük başlamıştı ancak 10. ve 11. bölümlerde gerek Lady Gaga'nın konuk oluşu, gerek oldukça tantana çıkarak Dan, Vanessa ve Olivia'nın threesome sahneleri gerekse Dr. Van Der Woodsen'dan şu gizemli mektubun gelişiyle bildiğimiz temposuna geri döndü Gossip Girl.
Bu sezon daha çok Serena, Blair ve Dan'i merkeze almış şekilde ilerliyor dizi. Özellikle Jenny, Chuck ve Nate sönük kalmış durumdalar. Nate ne yaptığı çok bilinmeyen bir şekilde ortalarda dolaşıyor, tanıdığımız Chuck Bass'ten neredeyse eser kalmadı resmen iyilik meleği bir aile babası olarak çıkıyor karşımıza, Jenny asi kız modundan çıktı, dikiş makinasını da çöpe attı Constance'ın yeni "Queen"i olarak hinlikler peşinde koşturuyor. Açıkçası en sevdiğim Gossip Girl karakteri Chuck Bass'ın bu "içler acısı" hali beni üzüyor. 12. bölümün ismi "The Debarted" olacak ve Chuck babsının ölüm yıldönümünün, dolayısıyla Chuckın ekseninde dolanan bir bölüm olacak. Dizi yazarları yine geleneği bozmuyorlar ve ünlü bir hollywood filminden esinlenerek koyuyorlar bölüm ismini, bu sefer etkilenilen film "The Departed". CW kanalının sitesinde yayınlanan proma'dan da görüleceği üzere Serena'nın yasak aşkı Tripp'in eşi Maureen kocasını geri alabilmek için her yolu deneyecek, Chuck geçmişten gelen hayaletlerle uğraşacak ve Upper East bir araba kazası haberiyle sarsılacak.
Peki 3. sezonda genel olarak neler oldu?
Serena önce Carter şimdi de Nate'in kuzeni ve evli olan Tripp ile manasız ilişkiler peşinde koşuyor. Brown'a kendini araması gerektiği için gitmedi ama sanırım kendini yanlış "kucaklarda" arıyor. Serena'nın baba arayışı da devam ediyor bir yandan.
Blair bildiğimiz Blair. Pek bir değişiklik olmadı. Sadece üniversite hayatı pek beklediği gibi gitmiyor, kraliçelik kurumu pek sökmüyor üniversite gençliğine. Chuck'ı oldukça evcilleştirdi kendisi ve Serena ile bir küsüp bir barıştıkları "en iyi arkadaşlık"ları devam ediyor.
Chuck sakinleşti, duruldu, olgunlaştı. Ev babası, iş adamı, üvey kardeş koruyucusu, yakın arkadaş destekleyicisi ve iyilik meleği olarak çıkıyor karşımıza ve bu yaptıklarını hiç yakıştıramıyoruz kendisine.
Dan pek istemese de parlak bir karakterle birlikte oldu yine ama bu ilişkiden yanına kalan en büyük kazanç yıllardır Vanessa'yı sevdiğini fark etmesi oldu.
Natede eski aşkına dönenlerden. Dizi başından beri benim en beğendiğim çiftlerden biri olan Serena ve Nate sonunda kavuşurlar umarım.
Jenny constance'ın yeni "kraliçesi" olduğundan beri küçük hesaplar peşinde koşmaya devam ediyor. Ama "dark side"a geçerken hem kendini hem de en yakın arkadaşı Eric'i kaybetti.
Ericte Jenny'i karanlık taraftan korumaya çalışırken hem kişiliğinden hem de sevgilisinden oldu. Erice ve Jenny'nin kanlı hesaplaşmalarını merakla bekliyoruz.
Vanessa bu sezon daha çok aile problemleriyle çıkıyor karşımıza, tabi bir de kırık bir aşk hikayesi yaşadı evlatlık verilmiş Humprey'lerin birinci çocuğuyla.

Şimdilik bu sezonun en büyük gizemi Serena'nın annesi Lily'nin annesinin yanında sanıldığı süre boyunca ne halt ettiği ve gizemli mektubun içinde neler yazdığı... Manhatton'da hiç bir sır uzun süre saklı kalmaz diyerek yazıma son verirken yeni bölümlerle görüşmek üzere diyorum.

XoXo

Not; Bu yazı öncelikle 22dakika'da yayınlanmıştır..

Sevdiğim Siteler - 22dakika

4 Aralık 2009 Cuma



www.22dakika.org

Nedir?

22dakika dizilerle ilgili bir görüş paylaşım sitesi. Kendi deyişleriyle "Hayatın anlamını dizilerde arayanların sitesi". 22dakika, pillinetwork ailesinin bir üyesi. Pillinetwork hesabı olan herkes 22dakikaya yazı gönderebiliyor. Gönderilen yazılara yorum yazılabiliyor. (Hatta yeni fark ettiğim üzere para bile kazanılıyormuş :) )

Artıları: Herkese açık olması. Gündenmdeki hemen hemen tüm dizilerle ilgili yorumlara ve spoilerlara yer vermesi. Çok başarılı toplamaların yer alması örneğin bknz: sezon ortası takvimi

Eksileri: Çok sık update olmaması. Gündemdeki dizileri takip etmesinin dışında çok geniş bir yelpazeye yayılmaması. Biraz amatörce olması. (sanırım bu artılar kısmına da yazılabilirdi)

Kimler İçin: Gündemdeki dizileri takip eden herkes için.

Sevdiğim Siteler - Orgalink

3 Aralık 2009 Perşembe



www.orgalink.net

Nedir?

Orgalink en basitinden bir içerik paylaşım sitesi. "Orgalink.net, beğenilerinizi paylaşarak yeni içerikler keşfedebileceğiniz, diğer üyelerden öneriler alabileceğiniz
yeni jenerasyon sosyal paylaşım aracıdır. " demişler kendileri için sitelerinde.
Sinema, müzik, kitap, müzik, video oyunu ve dizi alanında sevdiklerinizle ilgili içerik(yorum, video, resim..) ekleyebilir; filmleri,albümleri, oyunları.. favorilerinize ekleyebilir, çeşitli içeriklerle ilgili olduğunu düşündüğünüz diğer içeriklerin linklerini birbirlerine ekleyebilir, kişiye özel öneri yapabilir, içerikleri notlarınıza ekleyebilirsiniz.

Artıları: En büyük artılarından birisi kesinlikle video oyunu alnında da içeriğe sahip olması. Benim bildiklerim arasında ilk. Diğer bir artıda "notlarıma ekle" artısı. Benim gibi listeleme yapmaktan hoşlanan insanlar için süper bir özellik. Diğelim ki bir film içeriği ile karlılaktınız, izlemek istiyorsunuz ama izlemediniz, bunu "film" notlarına ekleyebilirsiniz. Böylece karşınıza oldukça deteylı bir "izleyeceklerim" arşivi çıkacak.

Eksileri: Bazı teknik aksaklıklar ve eksiklikler söz konusu. Örneğin, bir içeriğie verdiğiniz puanı geri alamıyorsunuz. Ya da, bir kişi size birden fazla içerik önerisinde bulunduysa, önerilen içeriğe gidip onu notlarınıza eklediğinizde otomatik olarak önerilenler sayfanıza dönemiyorsunuz. Geri tuşuyla döndüğünüzde de notlarınıza eklediğiniz içerik yine çıkıyor karşınıza. Dediğim gibi bunlar teknik eksiklikler. Zamanla düzeltileceklerdir. Ayrıca, içerik kategorileri de sınırlı, arttrılabilir; sanatın diğer alanlarına örneğin tiyatro, opera yada resim uzanabilirler bence zamanla.

Kimler İçin: Listeleme meraklıları, müzik, sinema, dizi gibi alanlarda yeni keşifler yapmak isteyenler, oturduğu yerden sevdikleri hakkında ahkam kesmeye meraklı olanlar...