Yargı!

8 Şubat 2010 Pazartesi



Birebir insan ilişkileri konusunda hiçbir zaman başarılı bir insan olmadım. Zaman zaman "Dünyalılar, size karşı hiç sempati duymuyorum!" moduna girdiğim de çok oldu. İnsanlara alışmam, kendimi "paylaşmam", arkadaşlık etmem, vs. uzun çok uzun zaman alan şeyler benim için (ki son zamanlarda sosyal ilişkiler yerine 'sanal' ilişkiler geliştirmemin en büyük sebebi de budur) İnsan neslinin aptallığına tahammülüm yok. (Kendimden de bahsediyorum tabi, kendimi diğer insanlardan hiç farklı görmüyorum, farklı bir yere koymuyorum, içimizdeki "kötülük", zayıflık hepimizde aynı)

Tüm bunların içinde, beni en çok zorlayan, en çok uzaklaştıran, kesinlikle insanların değişmeyen, ama bir türlü değişmeyen yargıları...

İnsanoğlunun en büyük problemi kendini diğer herşeyden üstün görmesi bence. Hem genel olarak; insanların kendilerini tüm diğer canlı türlerinden üstün görmesi gibi, hem de birebir olarak; her insanın kendini diğer insanlardan üstün görmesi gibi...

Bu yargı mevzusu da bu üstün görmeden kaynaklanıyor bence. Etiketlemeye bayılıyor insanoğlu. Bu şişman listeye ekle, bu sinirli listeye ekle, bu çok uzun listeye ekle, bu sigara içiyor listeye ekle... İnsan beyni tasnif etmeden bilgiyi depolayamıyor olacak ki insanlara etiket yapıştırmayı yani onları yargılmayı, yapmadan edemiyoruz.

hadi yargılıyorsun insanları... Bunu yapmadan edemiyorsun... Bi yere kadar anlayışla karşılayalım bunu. E be güzel kardeşim bu yargıyı neden hiç gözden geçirmiyorsun?

Eğer bir insanı siz "agresif" olarak tanımladıysanız, artık o zavallı ne yaparsa yapsın bu yargıdan kurtulamayacaktır. İşte anlayamadığım bu. Sürekli bir eleştiri var, sen şöylesin sen böylesin... Sonra o insan birşeyleri değiştirmek için çaba gösteriyor hatta değiştiriyor. Ama eline ne geçiyor? Hala nasıl bir yargı yapışmışsa üstüne o kişi sizin için.

Bu 'bencillik' beni deli ediyor. İnsan neslinden nefret etmeme sebep oluyor.

Sizlere Zuhal Olcay'ın çok sevdiğim bir şarkısıyla veda ediyorum,

Beni kategorize etme benle oynama
Yaftayı yapıştırıp bana isim koyma
Karikatürleştirme beni ilahlaştırma
Tabulaştırma sakın tapulaştırma

Seni öyle sevdim, öyle sevdim
Seni öyle sevdim , böyle mi sevdim

Matematikleştirme beni çarpma bölme
Toplama çıkartma sakın hesaplaştırma
Mekanikleştirme beni, otamatikleştirme
Beni yarıştırma onla bunla karşılaştırma

Seni öyle sevdim, öyle sevdim
Seni öyle sevdim , böyle mi sevdim

Sıkıştırıp tıkıştırma beni depolaştırma
Duygularım yok oldu yüreğimi nasırlaştırma
Beni demorilize etme depolitize etme
Her işten çakar oldum illegalize etme

4 yorum:

elrican dedi ki...

insanların birbirini yargılamasına karşı geliştirdiğin kızgınlık da aslında senin söylediğin bencillik kategorisnde değerlendirilmeli bence. karşındakini yargılayan birey yargılanan kendisi olduğunda ve değiştiğinde bunun anlaşılmaması ya da takdir edilmemesi durumu karşısında kızıyor. doğal olarak da bu bir beğenilme arzusu yani bencil bir tavırdır.

widfara dedi ki...

eğer bencilsem bile bu da insan neslinin zayıf noktalarından biri, herkes kadar kendimi de sevmiyor oluşumun sebebidir.

Çaylak dedi ki...

Şartlı reflexten farksız sanırım bu son bahsettiğin olay (agresif kategorisinden yıllarca çıkamama durumu), o yüzden öyle adamlardan uzak tutuyorum kendimi, bazen cesaretim olduğunda gidip söylüyorum yüzüne, o zaman karşımdaki bir afallayıp düzeliyor. Doğru yöntem bu galiba.

Bilemiyorum istemli istemsiz belkide yapıyorumdur, bu konu üzerine işsiz güçsüz geçirdiğim zamanlarda böyle durumları çözmeye çalışıyorum bazen.

Bu yazı biraz sanal sosyal ilişki geliştirenlerin sesi niteliğinde olmuş. :)

widfara dedi ki...

benim de çok kafa yorduğum bir durum,maalesef. zira bize küçüklüğümüzden beri öğretilmeye çalışılan şey başka insanların ne söylediğini takmamamız yönünde...

benim en çok kızdığım, değişmek için çaba harcamanın gereksizliği.

sen şölesin diyip kenara çekilen insanlar..