2 Süper Film Birden - Julie & Julia ve An Education

15 Mart 2010 Pazartesi

Uzun zamandır film izlemediğimden geçtiğimiz pazar gününü kendime "film izleme günü" ilan ettim ve 2 film izledim; birisi Aybüke'nin ısrarla izlememi tavsiye ettiği Julie & Julia, diğeri ise sinemada gidip izlemek isteyipte bir türlü izleyemediğim "An Education"...
 Julie & Julia'yı Nora Ephron yönetmiş, kendisi Sleepless in Seattle, You've Got Mail, When Harry Met Sally isimli ünlü romantik komedilerin de yönetmeni ayrıca. Başrollerde Meryl Streep (as Julia Child), Amy Adams (as Julie Powell), Stanley Tucci (as Paul Child) ve Chris Messina (as Eric Powell) oynuyor. -Stanley Tucci ve Meryl Streep daha önce Devil Wears Prada'da da birlikte oynamışlardı- Bu filmdeki Julia Child rolü Meryl Streep'e en iyi kadın oyuncu dalında Oscar adatlı getirdi ama kendisi ödülü Sabdra Bullock'a kaptırdı.
Julie & Julia, gerçek iki hikayeye dayanılarak yapılmış bir kitap uyarlaması. İlk hikayemiz, Amerika'ya yemek yemeği öğreten kadın "Julia Child"ı anlatıyor. Fransız yemek tariflerini yazdığı kitabı 49 baskı yapmış bu bayan 1949 yılında diplomat eşiyle birlikte Paris'te iken, kendine oyalanacak bir şey arıyor ve yemek yapmaya başlıyor. 2002 yılının Queens'inde yaşayan Julie Powell ise, ikiz kulelere yapılan saldırının ardından kurulan bir çağrı merkezinde tüm gün insanların dertlerini dinleyen yazar olma sevdalısı bir bayan. Kendini arayacağı bir meşgale arıyor ve bu uğurda bir blog kuruyor ve Julia Child'ın kitabındaki tarifleri yapmaya başlıyor; 365 günde 574 tarif! İlk başlarda Meryl Streep'in oyunculuğu oldukça abartılı gelmişti ama biraz araştırınca Julia Child'in gerçekten böyle bir kadın olduğunu gördüm. Aşağıda kendisinin "French Chef" isimli yemek programından bir sahne bulabilirsiniz.



Bloğun başarısının ardından Julia bir kitap yazıyor başından geçenlerle ilgili, bu kitapta sonunda filme uyarlanıyor. Bu da o film işte. Sonu biraz havada kalsa da insanda kalkıp ya yemek yapma ya da bloguna yazma isteği uyandıran bir film Julie and Julia.

Julie & Julia, pekçok insana anlattığından daha farklı bir şey anlattı bana; bir "eş"in nasıl olması gerektiğini. Hem Julie'nin hem de Julia'nın kocaları karılarına %100 destek olan, yaptıklarını takdir eden ve karılarını mutlu etmek için ellerinden geleni yapan eşler. Özellikle Julia ve Paul'un aşkları dillere destan nitelikte.

Julie & Julia, İstanbul Film Festivali kapsamında  Akbank Galaları bölümünde gösterilecek.

An Education, bu yılın oscarlarında kendinden söz ettiren bir filmdi ve benim izlemek istememin en önemli sebebi Carey Mulligan'dı.
An Education'ı  Lone Scherfig yönetmiş, Wilbur Wants To Kill Himself'ten hatırlayabilirsiniz belki bu yönetmeni. Liseli zeki, genç ve güzel kızı Carey Mulligan, onu ve ailesini baştan çıkaran sübyancı ve dolandırıcı herifi Peter Sarsgaard, genç kızımızın tipik ingiliz anne ve babasını Alfred Molina ve Cara Seymour canlandırıyor. An Education, 1960 yılların İngiltere'sinde geçiyor. Jenny 16 yaşında ve baskı altında. Fransızca konuşmak, sigara içmek, Fransızca plaklar dinlemek, jazz kulüplerine gitmek istiyor; ailesi ise Oxford'a gitmesini... David'in hayatına girmesiyle herşey değişiyor tabi, birden sanki istediği hayatı elde edebilmesi için eğitim almasına gerek yokmuş gibi geliyor hem ona hem de ailesine.
Ekşi'de filmle ilgili "bir yeşilçam klasiği" benzetmeleri yapılmış ki doğru geliyor insana sonradan düşününce. Peki beni izlerken bu kadar eğlendiren neydi? Film 60lı yıllarda geçiyor bir defa beni baştan yakalıyor, kıyafetlere, makyajlara ve saça-başa bayılıyorum. Carey Mulligan harika bir oyuncu ve Audrey Hepburn'e çok benziyor.Sempatik bir film An Education. 16 yaşında, Paris hayalleri kuran bir genç kız naifliğinde. Filmin en itici detayları kesinlikle David, David'in beyaz atleti ve "muz" idi. Jenny, David'in ailesi ile yüzleştiğinde kadının tavırları, David'in arkadaşına "Aradığım o, ona herşeyi öğretmek istiyorum" demesi ve kıza "Ben sana Minnie diyeceğim sen de bana Babbalula diyeceksin" şeklindeki sözleri; David'in genç kızları kandırma konusunda bir çeşit takıntısı olduğunu gösteriyordu bence. Jenny ne ilk kurbandı ne de sondu. David yalnızca iflah olmaz bir pedofildi.


Carey Mulligan (üstte)  bu filmdeki rolüyle en iyi kadın oyuncu dalında oscara aday oldu, BAFTA'da ise bu ödülü kazandı. Dünyanın en sevimli insanı olduğu gibi müthiş bir yetenek. Gelecekte kendisinin adını çok daha sık duyacağımızdan eminim.

Son olarak, filmde en çok Paris'teki sahneleri sevdim. Depreşti içimdeki "Fransa" sevgisi. Ve yineliyorum ki, hayatımın en azından bir ayını Paris'te yaşayarak geçireceğim!


3 yorum:

ay bükücü dedi ki...

aferim sözümü dinlemişsin :P şaka yapıyorum...

Gerçekten de Meryl Streep abartmıyormuş, videoyu izleyince anlıyor insan. Muthiş!

An Education'ı da !F'de izledim. Çok naif, ama yer yer de korkutucu gerçekten..

maledisant dedi ki...

ben de ifistanbulda izledim education'u. salondaki erkeklerin çoğu söylenerek çıktı, yalnızca tavsiye ettiğim bir erkek arkadaş beğendi filmi. biraz "kızlara hyat dersi" gibi ama havası güzel olduğundan rahatsız etmiyor. nasıl anne baba olmalı veya çocuğunu nasıl eğitmelisin sorularına da cevaplar arıyor gibi. ben muz sahnesinin neden olduğunu bile anlamadım bu arada. itici evet :(

widfara dedi ki...

Paris ve Fransızca bu kadar içinde olmasaydı filmin ben ne kadar beğenirdim bilmiyorum. Ama hayatımın kalan kısmında Carey Mulligan nerede oynasa beğenecekmişim gibi geliyor :)