Tatil İzlemeleri

7 Haziran 2010 Pazartesi

Geçtiğimiz hafta çarşamba akşamından sonra dört günlük bir iznim vardı; ailemin yanına gittim tatile. Bu tatili film izleyerek değerlendirdim her film için uzun uzun bişiler yazamayacağım ama bir kaç kelam edebilirim herhalde :)
Forgetting Sarah Marshall
Yönetmen Nicholas Stoller. Başrollerde genellikle tv dizilerinden tanıdığımız oyuncular var. Kalbi kırık terk edilmiş aşık Peter Bretter rolünde  Jason Segel (Kendisini hem HIMYM hem de Freaks and Geeks'ten hatırlıyor olabilirsiniz), kalp kıran kötü kadın Sarah Marshall rolünde Kristen Bell (Heroes, Veronica Mars ve hatta Gossip Girl'de oynadı), yeni kadın rolünde Mila Kunis (That 70s Show dizisinin Jackie'si) ve yeni erkek rolünde Russel Brand oynuyor. Uzun süreli ilişkisinin sonlanmasının ardından kendini toparlamak adına Hawai'ye giden Peter kendisini terk eden eski sevgilisi ve onun yeni sevgilisiyle karşılaşıyor. Terk edilme - toparlanma süreçlerine dair acı gerçekleri komik bir şekilde yüzümüze vuran bir film, oldukça da komik. Ama manasız şekilde erkek çıplaklığına yer vermiş nedendir bilinmez. (Ailenizle falan izlemeyin, jason segel'in pipisine maruz kalnıyor zira bol bol :P) Tavsiye ederim...


Låt Den Rätte Komma In
Let the right one in bu yıl adını sıkça duyduğum bir vampir filmi ve bu sefer İsveç'ten gelen bir film. Bir korku filmi gibi değerlendirmemek gerek sanıyorum. Ben çok etkilendiğimi ve beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Daha çok ergenlik sanrılarına dayanan tuhaf bir aşk öyküsü. Sessiz sakin bir film. Kitap uyarlamasıymış. İzlemek lazım tabi ki ama ben biraz hayal kırıklığına uğradım sanki.


The Curious Case of  Benjamin Button
David Fincher'ın son filmi yine çok konuşulanlar arasındaydı. Brad Pitt ve Cate Blanchett'li bu film yaşlı hayatı tersten yaşayan birinin hikayesini anlatıyordu. Bu filmi de çokbeğenmedim. Tamam oturup izliyorsunuz sıkılmadan (filmin uzunluğu göz önüne alınırsa) ama ben ne karakterle özleşebildim ne de hikaye olağanüstü geldi. Sıradan bir filmden tek farkı yaşlanmayan, gençleşen bir adamın var olması olan bu film; hikayeyi karakter odaklı kılmaya çalışsa da, karakterine derinlik katamıyor. Ve bu da bize neyi neden yaptığı belli olmayan, özdeşleşemediğimiz bir başrol veriyor. Vasat.


[Rec] 2
İlkini çok sevdiğimiz "Rec" filminin devamı. Çok ama çok kötü. Çok başarılı olan ilk filme gölge düşerecek denli kötü. Eğer ilkini izleyip beğendiyseniz, bence hiç izlemeyin daha iyi.



Twilight Saga: New Moon
Sırf merakımdan izledim ilk filmin devamını, ne oluyor diye. Her ne kadar vampir sever bir insan olsam da, ilk filmi hiç sevmemiştim; zaten Robert Pattinson'a kılım. Ama bu filmi anlamsız bir şekilde beğendim. (Tamam kabul bunun sebebi teen-wolf Jacob - Taylor Lautner olabilir :) ) Vampir filmi olarak değil de, aşk filmi olarak izlemek gerek sanıyorum, zaten Robert Pattinson çok fazla çıkmıyor karşımıza bu filmde. Hani birine aşık olduğunuzda ilk yakınlaşmalar çok heyecanlıdır ya, insana tatlı hislerle doldurur; işte New Moon'da da bu duygulardan var bol bol. Jacob ile Bella arasında, ha şimdi öpüştüler ha şimdi öpüşecekler heyecanı. Sanırım bana liseyi anımsatan bu duyguları sevdim. Şimdi de kitaplarını alayım da okuyayım diye geçiriyorum içimden.

3 yorum:

Azura dedi ki...

Forgettin Sarah Marshall öyle abuk bi filmdi ki çoğu yerleri izlemeden atladım hatta. Öyle ki bi an kendimi porno izliyormuş hissine kapıldım..

Benjamin Button'ı ben çok sevmiştim belki de Cate olan hayranlığım yüzündendir. E bide içine Brad'i koydunuz mu tadından yenmez. Acıklıydı baya benim için..

New Moon öyle mal bi filmdi ki benim için bitince e bu muymuş yani dedim. İlk 3 kitabını da okumuştum. Hele Twilight vasat bişeydi. Oturup hikayeyi anlatsalarmış bön bön bakıştıracaklarına daha mantıklı olurmuş..Bakalım Eclipse nasıl olcek.

widfara dedi ki...

azura yorumların için çok teşekkürler. hemen her yazıma yorum yapıyorsun, bu beni gerçekten çok mutlu ediyor! saolasın...

Azura dedi ki...

E bunun için takip ediyoruz ya değil mi ama. :D Seni mutlu ettiysem ne güzel, sen de beni mutlu ettin bu yorumunla! ;)