Türk Dizilerinin Başarısızlık Sebepleri

15 Temmuz 2010 Perşembe


Her yıl Türk televizyonları milyonlarca  lira harcayarak onlarca yeni dizi çekmeye başlıyor. Çekilen dizilerden pek çoğu 3-4 bölüm içerisinde yayından kaldırılıyor, yayından kaldırılmayanlar ise "reyting" başarılarını sürdürse dahi ortalama Türk TV izleyicisinden başka bir kitleye seslenemiyor, unutulup gidiyor. Bunların sebepleri üstünde biraz düşünüp bir liste hazırlamaya çalıştım;

1- Bölüm sürelerinin aşırı uzunluğu
Bence en temel problem bu. Yabancı dizilerde uzunluk 22-30 dakika ile 45-50 dk. arasında değişirken, Türk dizilerinde uzunluk 1,5 - 2 saati buluyor. Bu durum, süreyi doldurmak adına yönetmenlerin saçmalamasına sebep oluyor. Uzun uzuuun bakışmalar, bir bölüm öncesine yapılan flashback'ler, müzik eşliğinde klipvari görüntüler ile süre doldurulmaya çalışılıyor. Şöyle bir tezim var benim; eğer Türk dizilerinin süresi yarıya indirilirse, kalitesi iki katına çıkacaktır!

2- Aynılaşma
Eğer farklı bir iş yapıldıysa ve bu iş tuttuysa, ardından aynı türde, yalnızca para ve reyting hedefi olan diziler türüyor. Örneğin, Asmalı Konak dizisi ardından, ağalı-köylü dizilerin, Aşk-ı Memnu'nun ardından kitap uyarlaması dizilerin türemesi gibi... Bir dizinin popülerliğinin ardından bu pastadan pay almak adına kalitesiz yapımlar ardı ardına gelip işgal ediyorlar tv'yi. Çoğu uzun süreli olmuyor tabi ki bu dizilerin...

3- Oyuncu Sıkıntıları
Herkesin bildiği üzere, iyi oyuncular genelde dizi çekmekten nefret ederler. Bu durumda da Türk dizilerinde çok büyük bir "iyi oyuncu sıkıntısı" yaşandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Yine popülerlik (yani reyting, yani reklam kazancı) uğruna, aslında oyuncu olmayan kişiler dizilerde baş rolde oynatılıyor. Hülya Avşar, Sibel Can, Seda Sayan hatta (Ciguli!) gibi ünlü şarkıcılar; Kıvanç Tatlıtuğ, Azra Akın gibi güzellik yarışması birincileri; çağla şikel, tuğba özay, zeynep tokuş gibi mankenler; uğur pektaş, özgür çevik gibi yarışma birincileri popülerlikleri sebebiyle dizi oyuncusu olmuş isimlerden... Tabii, oyunculukla hiç alakası olmayan bu gibi isimler kaliteyi oldukça düşürüyor. Diğer bir sorun da abartılı oyunculukları sebebiyle, tiyatrodan televizyona transfer olmuş isimler yüzünden ortaya çıkıyor.

4- Konu Sıkıntıları
Türk dizileri her zaman "güzel bir fikir" ile çıkıyor yola, "güzel bir hikaye" ile değil. Sanırım "şu şekilde başlayalım da tutulursa gerisi gelir zaten" mantığıyla başlanıyor. Dolayısıyla dizi tuttuğu taktirde, 2. sezondan sonra başlangıç konusu tükeniyor. Bir de ilk maddede de belirttiğim üzere, bölüm sürelerinin uzunluğu da ekleniyor buna ve ondan sonra yazarlar başlıyor saçmalamaya... Hamilelikler, tecavüzler, trafik kazaları, kanser ve benzeri ölümcül hastalıklar, kimin eli kimin cebinde belli olmayan ilişki bulmacaları Türk dizilerinin olmazsa olmazlarından maalesef. Hal böyle olunca, diziler gerçekçiliğini yitiriyor ve "Bir kişinin başına daha fazla ne gelebilir yahu?" dedirtiyor insanlara. Küçük Kadınlar dizisinde hemen hemen tüm kız kardeşlere tecavüz edildiğini ve Kavak Yelleri'nde de ilişki bakımından tüm ikili kombinasyonların gerçekleştiğini hatırlatmakta fayda var.

5- Gerçekçilik Yokluğu
Tabii, tüm dizilerin gerçekçi olması gerekmiyor. İnsanları aptal yerine koymadıktan sonra...
Türk dizilerinde ne kadar fakir olursa olsun herkes ulaşımını taksilerle sağlıyor; istanbul'da bile... normal şartlarda 2-3 saatte alınabilecek yollar 2-3 dakikada alınıyor. lise öğrencisi rolünde 30-35 yaşında kazık kadar sakallı adamlar oynuyor; tam bu noktada emre altuğ'un lise defteri adlı dizide lise öğrencisi rolünde oynadığını hatırlatmakta fayda var! öss gibi bir gerçek varken, nedense öğrenciler mafya ile falan uğraşıyorlar. fakir ama gururlu genç bir iş bulur bulmaz site içinde dubleks evde oturmaya başlıyor (maaş bordrosunu görmek istiyoruz). bu liste daha çok uzatılabilir. Maalesef Türk dizileri, bu ve benzeri gerçek dışı olaylarla dolu...

6- İzleyici Kitlesi
Maalesef izleyici kitlesinin tutumu da oldukça önemli. Zira yapımcılar nabza göre şerbet veriyorlar. Eğer izleyici iyi yapımı kötü yapımdan ayırt etmez ve tepkisini ortaya koymazsa birbirinin aynı diziler çekilmeye devam edecek. Biz bu dizilere prim yaptırıyoruz ki onlar da çekiyor!

Sizin de fikirlerinizle bu listenin genişletilebileceğini düşünüyorum...

3 yorum:

fadike dedi ki...

Tespitlerin altına imzamı atarım. Yorum ekleyemem elim yanık ve uzun uzun yazmak çok güç.

Azura dedi ki...

Aslında her şeyini yazmışsın ekleyecek pek birşey yok gibi ya da aklıma gelmedi şu an. :) Ama ciddi anlamda şu zaman olayına takılıyorum ben. Fenalıklar basıyor resmen bi dizi izleyeceğim diye! Oturup film izlerim hem de 2 tane o bir diziyi izleyeceğime! Akıl var mantık var yani! Konu kısıtlığı da işin cabası tabi! Özellikle yeni başlamış olan Gossip Girl çakması şu Küçük sırlar denen abidik dizi! Resmen her sahnede offlayarak, sinirlenerek falan izledim yani. Oyunculk falan yok yani. Ekstradan bir oyunculuk hiç yok hele Sinem Kobal'a ayrı gıcığım çünkü oyunculuk falan yok yani kızda. Ne bileyim bi tuhaf yani. Yahu bre adam Türkiye sınırları içerisinde hangi okul o dizideki gibi şeylere izin veriyormuş?!?!?! Bizde kılık kıyafet yönetmenliği yok muydu? Bizde 18 yaşından sonra ehliyet verilmiyor muydu? Sorarım bu diziyi yayınlayanlara, bunlar Türkiye sınırları içerisinde yaşamıyor da bilmediğimiz daha süper bir ülke mi var türkçe konuşan?!?! O zaman oraya gidelim lakin çok harikaymış oralar. :)

Adsız dedi ki...

Önemli noktalara deginmissiniz, görüsünüze katilmamak elde degil. Elinize saglik!

Benim dikkatimi ceken sunlar oldu:

- Dil, genellikle yavan bir dil. Artik küfür bile ediyorlar, küfür cok kabaysa araya "biip" sokuyorlar, duyulmuyor.

- Hal ve hareketler sokaktaki siradan insanin davranislari.

- Oyuncular gercekten oynayamiyorlar- robot gibler cogu.

- Mankenler göze hitap ediyor ama, beyin tatmin olmuyor.

- Esprilerin cogu gülmek yerine aglattiriyor insani- üzüntüden.

- Konular yüzeysel isleniyor. Hicbir dizide hicbir derinlik görmedim.

- Kimileri öylesine acemice yapilmis ki, sahnede okul tiyatrosu oynandigini saniyor insan.

- Kimdir bu yönetmenler, merak ediyorum.

Selamlar...

P.S: türkce klavyem yok, kusura kalmayin.