Aklımdan Çıkmayan Filmler "La Mome"

23 Kasım 2010 Salı


Muhtemelen daha önce de yazmışımdır burada bir yerde. Ama tekrar söylemekte fayda var. Kitaplardan, filmlerden hatta dizilerden etkilenen bir insanım. (Egomu şımartmak adına "sanatçı duyarlılığı" diyorum ben buna )

Okuduğum hiç bir kitaptan sonra, izlediğim hiç bir filmden sonra aynı insan olamıyorum ben. Tabi diğerlerinden daha etkileyicileri çıkıyor aralarında... İzledikten sonra düşünmeden edemediğim. Hatta günler geçse de kendimi düşünürken yakaladığım.

La Mome'da bunlardan biri.

Bir insan nasıl bu kadar hüzünlü bakabilir?
Uzun zamandır izlemek istiyordum, Kurban Bayramı tatiline rastgeldi. (Bu yıl tatil iki açıdan faydalı oldu benim için; biri bu film, diğeri de Bergama ziyaretim, bu ziyaretten de bahsedeceğim başka bir iletide)

La Mome, Edith Piaf'ın hayatını anlatan bir film. Başrolde Marion Cotillard oynuyor ve bu filmdeki rolüyle kendisi en iyi kadın oyuncu dalında Oscar aldı, ki bence fazlasıyla da hak etmiş. Marion Cotillard'ı Jeux d'enfants filminden bu yane tanıyor ve seviyorum. Her ne kadar bu film için oldukça "çirkin"leştirilmesi gerekse de, her açıdan harika...

Edith Piaf  trajik bir hayat yaşamış maalesef. Kısacık ömründe, 80 yıllık üzüntü biriktirmiş olacak ki, öldüğünde 47 yaşında olmasına rağmen çok, çok daha yaşlı görünüyormuş. Yaşadıklarını burada sıralamanın manası yok. Ama bu film, daha doğrusu bu hayat hikayesi bir sebeple benim aklımdan hiç çıkmayacak; o sahne hep benimle olacak, onu paylaşmak istiyorum işte. Bu yazının amacı o.


Edith Piaf evli bir adama aşık oluyor, belki de ömrünün en mutlu yıllarını bu aşık olduğu dönemde geçiriyor. Bir akşam dayanamıyor daha fazla ve sevdiği adamı, hayatının aşkını yanına çağırıyor, taa Fas'tan.

Sabah yataktan sevgilisinin öpücükleri ile uyanıyor, ona kendi elleriyle kahve yapıp getiriyor ve onu yatakta bırakıp aldığı hediye saati aramaya gidiyor. Edith hediyesini ararken dostlarını görüyoruz arka planda, inanılmaz üzülmüş şekilde. Ve sonra birisi söylemek zorunda kalıyor " Şimdi çok cesur olmalısın Edith, dün gece bir uçak kazası olmuş..." Edith çılgınlar gibi yatak odasına koşuyor ve sevgilisini arıyor. Ama bulamıyor. Ve sonra dehşetten, üzüntüden çıldırmış bir kadın göüyoruz, sevgilisinin adını haykıran...

Tek sahne. Tek sekans. İnanılmaz... Zaten hikaye oldukça etkileyici. Bir de üstüne Marion Cotillard'ın enfes oyunculuğu. Filmin kesinlikle en iyi sahnesi. Hatta tüm zamanların en iyi sahnelerinden biri...

Edith Piaf'ın bilinen, sevilen çok şarkısı var ama ben Non, Je ne regrette rien'i paylaşmak istiyorum sizinle zira kendisi "Bu benim, bu benim hayatım" diyor.



hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim.

1 yorum:

blowininthewind dedi ki...

La Vien Rose'ı dinledim ilk. Öyle bir yer etti ki zihnimin berrak bir köşesine ne zaman hüzünlensem neşelensem ama bir şekilde yoğun hissetsem dudaklarıma gelip dökülüverdi o enfes melodi. Kulağımda Edith Piaf'ın enfes sesi. Büyülendim şarkılarını dinlerken. La Mome'ı izlemek bu nedenle daha bir çarpıcıydı. Her sahne her mimik onun hayatından alıntıydı. Oyunculuk melodiler her şey çok güzeldi. Filmin bütünü de öyle.