The Crow - Brandon Lee'yi Kaybettiğimiz Film

1 Kasım 2010 Pazartesi


It Can’t Rain All The Time*

Çocukluğumdan hatırladığım, ilk aşık olduğum sinema yıldızı idi Brandon Lee. The Crow vasıtasıyla; Eric Draven karakteriyle tanıdım kendisini ve trajik ölümüydü beni ona çeken. İlkokuldan kalma günlüklerimin içinde duruyor The Crow filmi ile ilgili kesilmiş birkaç gazete küpürü. O günden bugüne trajik ölümler hep takibimde oldu nedense; zirvede bırakanları hep sevdim.

The Crow en sevdiğim kült filmler arasında olduğundan zaman zaman açıp izlerim, aklıma düşer. Ama bu yazının bugün yazılıyor olmasının bir başka sebebi daha var; bugün 31 Ekim; yani Cadılar Bayramı. Filmi izlediyseniz (umarım izlemişsinizdir) bilirsiniz; Eric ve Shelley Cadılar Bayramı’nda evlenmeyi planlıyorlardı ama ondan bir gün önce yani “Şeytan’ın Günü“nde öldürüldüler.


Alex Proyas’ın yönettiği ve bir çizgi roman uyarlaması olan The Crow ( Karga denilebilir ama en uygunu Kuzgun) pek çok yönden büyük önem arz ediyor. Yıl 1993′tü bu film çekilirken ve Brandon Lee aynı babası Bruce Lee gibi şaibeli bir şekilde hayatını kaybetti; sette boş olması gereken bir silah aslında doluydu ve Brandon Lee gerçekten vuruldu. 27 yaşındaydı öldüğünde, tarih 31 Mart’tı ve biz yakın zamanda iki sevdiğimizin ölümüyle daha karşılaşacaktık; trajik ölümleriyle: River Phoenix ve Kurt Cobain… 90′lar hepimiz için çok zor geçti.

Atmosferi itibariyle karanlıktır; karanlık ve yağmurlu bir “Gotham City“dir adeta. Gün ışığında çekilmiş tek bir sahnesi yoktur; neredeyse siyah beyazdır ve tümüyle gotiktir bu film.

Pek çok yönden önem arz ediyor demiştim; öncelikle başarılı yönetmen Alex Proyas filmigrorofisinde ilk sıralarda yer alıyor. Yönetmenin önemli filmlerinden ve yine 90′lar sinemasının başarılı örneklerinden. Tüm şarkıları harika olan pek müstesna bir de soundtrack’i var ama o konuya daha sonra yine değineceğiz. The Crow; gotik akımı tanıttı bize aslında. O dönemin karamsarlığını ve gençliğin yitmişliğini bize öyle iyi anlattı ki; hepimizin beynine işledi tüm sahneleri. Belki de sırf bu yüzden benim çocukluğumun – ilk gençliğimin en önemli filmi The Crow…



Eric Draven; bir rock şarkıcısıdır ve sevgilisiyle yakın zamanda evlenmeyi planlamaktadır. Bir akşam çok kötü bir şey olur ve ikisi de feci şekilde öldürülürler.

Der ki The Crow’da ; ”Bir zamanlar insanlar birisi öldüğünde ruhunu bir karganın ölüm ülkesine taşıdığına inanırlardı. Ama bazen çok kötü bir şey olduğunda büyük bir keder de taşınırdı ve ruh rahat edemezdi. O zaman bazen, sadece bazen karga yanlış şeyleri düzeltmek için ruhu geri getirebilirdi..” ve filmin hikayesi de aslında bu mite dayanır; bir karga Eric’i sevgilisinin ve kendisinin intikamını almak için dünyaya geri getirir.

Çizgi romanın yaratıcısı James O’Barr. Kendisi nişanlısını bir trafik kazasında yitirince acısını çizime vererek hafifletmeye çalışmış; zira nişanlısı sarhoş bir sürücü tarafından öldürülmüş. Daha sonra ise gazetede bir çiftin nişan yüzükleri sebebiyle öldürüldüğü haberini okuyunca çizimlerini bir hikaye üzerinde şekillendirmeye başlar. İl çalışmalarına 1981 yılında Berlin de başlayan James O’Barr hikayesinde kullandığı karakterleri kendi hayatından esinlenerek yaratmıştır hatta filmde geçen T-Bird, Tin-Tin,Funboy gibi isimleri duvar yazılarında görmüş. (Öyle diyor vikipedi) Ve zavallı adam; çekimler sırasında yakınlaştığı Brandon Lee’nin trajik ölümünün ardından; hayattan ikinci darbesini yer… The Crow çizgi romanı ayrıca tüm zamanların en çok satan hem bağımsız hem siyah-beyaz çizgi romanı.



Soundtrack mevzusuna tekrar değineceğiz demiştim, tüm şarkı listesi şu şekilde;

1. Burn – The Cure
2. Golgotha Tenement Blues – Machines of Loving Grace
3. Big Empty – Stone Temple Pilots
4. Dead Souls – Nine Inch Nails
5. Darkness – rage against the machine
6. Color Me Once – Violent Femmes
7. Ghostrider – Rollins Band8. Milktoast – Helmet
9. The Badge – Pantera
10. Slip Slide Melting – For Love Not Lisa
11. After the Flesh – My Life With the Thrill Kill Kult
12. Snakedriver – The Jesus & Mary Chain
13. Time Baby III – Medicine
14. It Can’t Rain All the Time – Jane Siberry

The Cure, Stone Temple Pilots, Nine Inch Nails, Violent Femmes,RATM gibi müthiş grupların her biri birbirinden başarılı şarkılarından oluşmuş bu soundtrack; gönül rahatlığıyla gelmiş geçmiş en iyi soundtrack olarak isimlendirilebilir. Hadi o kadar abartmayalım en iyiler listesinde kesin ilk 3′e girer demekle yetinelim.


“Binalar yanar, insanlar ölür ama gerçek aşk ölümsüzdür” demeye çalışıyordu The Crow aslında sadece bize, belli ki bu derece kült bir film haline geleceğini bilmiyordu. Ama biz, Eric’in çatıda gitar çaldığı sahne gibi pek çok sahneyi kültler arasına soktuk ve yaşıtımız (ben 84 doğumluyum) kime sorsak bu filmi; kesinlikle söyleyeceği bir kaç cümle olacaktır; hepimizi çok iyi hatırlıyoruz.

Bu arada; sinema camiasına yönetmen olarak Alex Proyas’ın yanında bir de oyuncu armağan etmiştir bu film onu da unutmadan ekleyelim; muhtemelen şaşıracaksınız ama bu isim Bai Ling.


İlerleyen zamanlarda 3 adet devam filmi çekildi ancak ilk filme duyduğum derin saygı sebebiyle bunlardan bahsetmemeyi tercih ediyorum. Anlayış gösteriniz.

Eminim, okuyanlar ellerinde mevcutsa filme bir göz atacaklar bu akşam ya da en kötü ihtimalle açıp albümü dinleyecekler. İzlemeyenler de izlemek isterler umarım. Herkese mutlu bir cadılar bayramı ve iyi anma’lar diliyorum!

*Her zaman yağmur yağmaz/yağamaz.

4 yorum:

widfara dedi ki...

bu yzıyı pillimakine için yazdım aslında ama burada da paylaşmak istedim...

Adsız dedi ki...

Pillimakine.com adresine yazı yazan en değerli yazar desek abartmış olmayız.Pillimakine ailesi olarak teşekkür ediyor başarılarınızın devamını diliyoruz.


İlgili konuya Pillimakine'dende ulaşılabilmektedir.
http://pillimakine.com/the-crow-brandon-leeyi-kaybettigimiz-film

widfara dedi ki...

Güzel sözleriniz için çok teşekkürler. Ama keşke kadrolu yazar olmak için 10 yazı sınırlaması olmasaydı, pillimakine için 3 yazı yazdım şimdiye kadar ve bunu 10a tamamlamak için zorlama bişiler yazmak istemiyorum :/

Ekrem Davut dedi ki...

O Harika Fİlm Unutula bilirmi?