Due Date - Git Başımdan Vizyonda!

28 Kasım 2010 Pazar


Dün akşam Sinemazon'un davetlisi olarak İstinye Park AFM Sinemalarındaydık, Due Date - Git Başımdan filminin basın gösterimi için. 


Due Date'in yönetmeni daha önce Hangover filmini de yönetmiş olan Todd Philips. Başrollerde ise Hangover'de Todd Philips ile birlikte çalışmış olan Zach Galifianakis ve Robert Downey Jr. bulunuyor. 


Due Date, bir yol hikayesi, oldukça komik bir yol hikayesi aslında. Ethan ( Zach Galifianakis), Peter'ın (Robert Downey Jr.) ve kendisinin uçağa binmekten men edilmesini sağlıyor; karakter olarak oldukça zıt olan bu iki adam Peter beş parasız ve de kimliksiz kaldığı için, Ethan'ın kiraladığı otomobille Atlanta'dan Los Angeles'a doğru yola çıkıyorlar. Peter bu fikirden her ne kadar hoşlanmasa da karısının doğumuna kadar eve varmak için bu teklifi kabul ediyor ve maalesef hayatının en büyük hatasını yapıyor!



Juliet Lewis ve Jamie Foxx'ta küçük birer rol ile karşımıza çıkıyor filmde. Yer yer absürd komediye hatta kara komediye meyletse de daha çok durum komedisi ve/veya karakter komedisi olduğunu söyleyebiliriz. Bana özellikle "aşırı" noktalarda yapılan espiriler ile -Peter'ın küçük bir çocuğu yumruklaması, mastürbasyon yapan köpek gibi - "There Is Something About Mary'i anımsatsa da o kadar absürd bir film değil. Ayrıca Ethan'ın ölmüş babasının küllerini kahve kutsunda taşıması ve bunları Büyük Kanyon'dan savurması "The Big Lebowski'ye saygı duruşu niteliğinde. 
The Big Lebowski' deki kült kül savurma sahnesi

Due Date'deki duygusal/trajik kül savurma sahnesi
Sıradan bir komedi filmine göre aksiyon dozu oldukça yüksek olan filmin bence en başarılı noktalarından biri de müzik kullanımları, özellikle Pink Floyd'dan "Hey You" çalan esrar tribi sahnesi en çok güldüklerimden biri oldu.


Ethan karakterini sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum, başarılı mı değil mi onu da bilmiyorum, hatta tavırları buna işaret etse de gay mi değil mi onu da bilmiyorum; bildiğim tek şey kendine güldürdüğü ve Peter karakterinden daha zorlama olmayan-daha doğal bir karakter olduğu; imkansız bir insanmış gibi görünse de. 



Hangover'ı izlemediğim için yönetmenin bu diğer filmi ile bir karşılaştırma yapamayacağım ancak ikisini de izleyenler kesinlikle Hangover kadar başarılı olmadığını söylüyor filmin. Velhasılı karşınızda bir komedi klasiği yok ancak yeteri kadar güldüren bir film var. 


Herkese iyi seyirler dilerim..

1 yorum:

Melih dedi ki...

Robert J. Rowley için izlediğim bir filmdi. Hangover'dan sonra pek açmamıştı.