En Sevdiğim Yazar - Beat Kuşağından Richard Brautigan

28 Ocak 2010 Perşembe



Richard Gary Brautigan, 30 Ocak 1935'te Tacoma, Washington’da doğdu. Çocukluğuna ilişkin kesin bilgiler bulunmamakla birlikte pek çok söylenti mevcuttur. Bu söylentiler; babasını tanımadığı, babasınında o ölene dek bir oğlu olduğundan habersiz olduğu yönündedir. İki kez evlenen Brautigan'ın bir de kızı vardır.

1985 yılında San Fransisco'ya taşınan yazarın bilinen ilk şiiri The Second Kingdom (İkinci Krallık) 1956’da yayımlanmıştır. San Fransisco'ya taşınmasının ardından kenidsi her ne kadar hiçbir zaman kabul etmese de, Beat akımının bir parçası olmuştur.

Amerikalı yazar, 11 roman, 10 şiir kitabı, 1 kısa öykülerden oluşan toplama kitap, 5 adet toplama işlerinden oluşan kitap, birkaç adet kurgusal olmayan düz yazı ve bir adet konuştuğu sesli bir albüm yayınlamıştır. Eserleri yirmiden fazla dile çevirilmiştir.

İlk yayımlanan kitabı, The Return of the Rivers (1957) isimli tek şiirdir. Ardından iki toplama şiir kitabı gelmiştir; The Galilee Hitch-Hiker (1958) ve Lay the Marble Tea (1959).

Yayınlanan ilk romanı, "A Confederate General from Big Sur" (1964), ilk yayınlandığında ilgi çekmeyen Brautigan şöhreti "Trout Fishing in America" isimli kitabıyla yakalamıştır.

Brautigan'ın yayımlanan romanları;

* A Confederate General from Big Sur
* Trout Fishing in America (Amerika'da Alabalık Avı)
* In Watermelon Sugar (Karpuz Şekerinde



* The Abortion (Kürtaj)
* The Hawkline Monster (Hawkline Canavarı)
* Willard and His Bowling Trophies (Willard ve Onun Bowling Kupaları)
* Sombrero Fallout
* Dreaming of Babylon (Babil'i Düşlemek)
* The Tokyo-Montana Express
* So the Wind Won't Blow It All Away (Yani Rüzgar Herşeyi Alıp Götürmeyecek)
* An Unfortunate Woman

Şiirleri;

* The Return of the Rivers
* The Galilee Hitch-Hiker
* Lay the Marble Te
* The Octopus Frontier
* All Watched Over by Machines of Loving Grac
* Please Plant This Book
* The Pill Versus the Springhill Mine Disaster
* Rommel Drives On Deep into Egypt
* Loading Mercury with a Pitchfor
* June 30th, June 30th

Brautigan'dan ayrıca 1960ların sonları ve 1970lerin başında, zayıflayan Beat Kuşağı ve yeni ortaya çıkan San Fransisco karşı kültür hareketi arasındaki kültürü en iyi şekilde dolduran yazar olarak bahsedilir.

Günümüzde hem Beat kuşağından hem de karşı kültür hareketinden etkilenen yazarlar, şairler, müzisyenler onun eserlerinden ilham almışlardır.

Kırılgan ve duyarlı kişiliğini karakterlerine yansıtmayı başarmış benzersiz bi yazardır Brautigan. Guguk Kuşu filminde Jack Nicholson karakterinin ondan esinlenerek yaratıldığı düşünülmektedir zira, gençliğinde birkez karakolun camlarını taşlayan Brautigan'ın akıl hastanesine kapatıldığı ve elektroşok tedavisine maruz kaldığı yönünde bir söylenti bulunmaktadır.

70'lerin sonunda sadece Japonya'da popülerliğini koruyan Brautigan, zamanının büyük bölümünü Tokyo'da ve Montana'daki çiftliğinde geçirecekti. Ruhsal bunalımlarıyla birlikte büyük bir alkol sorunu vardı .1984 yılında küçük bir balıkçı köyü olan Bolinas'a yerleşti. Dostlarıyla "ava çıkıyorum" diye vedalaştıktan üç hafta sonra 25 Ekim 1985 günü evinde cesedi bulundu. İntihar etmişti.

Spotted! - Gina Torres

27 Ocak 2010 Çarşamba



The Vampire Diaries'in son bölümü "Bloodlines" da cadı Bree rolünde izlediğimiz Gina Torres , bu sezon Gossip Girl'de Vanessa'nın annesi Gabriela rolünde ve Flashforward'da ise Felicia Wedeck rolünde görüldü. Ayrıca kendisini filmografisinde Pushing Diasies, Dirty Sexy Money, Alias, 24, Angel, Firefly gibi diziler, Matrix ve Serenity gibi filmler bulunuyor.

Casablanca'dan Bildiriyor

13 Ocak 2010 Çarşamba

Hayal kırıklığı. Bu şehrin her anına sinmiş bir hayal kırıklığı kokusu var.

Benim açımdan da çok büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söylemeliyim. Çünkü burası "Marakeş"... Daha oryantalist, daha çok doğu mistisizmine sahip bir şehir bekliyor insan. Ama karşımdaki, yıllarca sömürüldüğünden ötürü olsa gerek, geçmişini kaybetmiş, dilini kaybetmiş başı önünde yürüyen insanlarla dolu, sarımtırak renkli bir havaya sahip (çöl havası olsa gerek), nereye baksan terkedilmiş gibi duran bir şehir.

Otelin resepsiyonuna soruyoruz, nereyi gezebiliriz burada diye, 2 yer gösterebiliyor bize, biri hediyelik eşya satan kapalıçarşının boyut olarakta,kalite olarakta 10'da biri bile olamayacak birkaç sokaktan ibaret olan "Habus", diğeri ise dünyanın en büyük ikinci camii olan "2. Hasan Camii". Habusa gidiyoruz, deve derisi kokusu var her yerde. Fas'a özgü bu deriden yapılan terliklerden başka birşey de bulamıyoruz. Hayal kırıklığıyla otele geri dönüyoruz.

Eski şehir, bir duvarla ayrılmış yeni şehirden; tek ortak noktaları çanak antenler. İş yerindeki bir bayan uyarıyor; "Buradan uzak durun; yanınızda da değerli bir eşyanızı taşımayın!"

Reklamlar Fransızca, orta-üst sınıf sadece Fransızca konuşuyor; Farsça konuşanına rastlamadım daha. Ne yazık. Çok yazık bu ülkeye.

Hiç bir zaman devletlerin savunucusu olmadım ancak insan bir düşünüyor, cumhuriyeti kuramasaydık biz ne halde olurduk dye; çünkü Fas bunu simülasyonu gibi...

Köhnelik, çürümüşlük, "hayal kırıklığı kokusu" maalesef iklimden kaynaklanıyor biraz da. Binaların dış cephe boyaları uzun süre dayanamıyor, sanırım hem nem, hem de kum fırtınaları yüzünden; her bina eski bina burada, görüntü olarak...

Hani nerede o ünlü filmdeki güzel şehir? Hani nerede romantizm?

Şu büyük camiyi daha göremedim, görürsem onu da yazarım. Ama şimdilik, bu şehirden bana kalan, kocaman bir hayalkırıklığı...

Rose of Versailles/ Berusaiyu no Bara/ Lady Oscar -- Anime Tanıtım

4 Ocak 2010 Pazartesi


Orijinal ismi "Berusaiyu no Bara" olan "Rose of Versailles" isimli anime, Türkiye'de daha çok "Lady Oscar" adıyla anılıyor; trt2 de bu isimle yayınlandığı için sanıyorum.
Toplam 9 bölüm ve 1700'den fazla sayfadan oluşan manga, Şūeişa Margaret dergisinde 1972-1973 arasında yayımlanmış, sadece 1972-1974 yılları arasında 15 milyondan fazla satarak büyük başarı yakalamıştır. Manganın yazarı Riyoko İkeda'dır.
40 bölümden oluşan aynı isimli anime ise, Japonya'da Nippon TV kanalında 10 Ekim 1979'da yayınlanmaya başlanıp, 10 Eylül 1980'de sona ermiştir. Animenin 1'den 18'e kadar olan bölümlerinin yönetmenliğini Tadao Nagahama yapmış, gerisini Osamu Dezaki üstlenmiştir.

Animenin bölüm isimlerini şurada bulabilirsiniz.
Rose of Versailles, kısaca özetlenecek olursa, Fransız İhtilali öncesi, Versay Sarayı'nda dönen entrikalar içinde dört kişinin yaşadıklarını ve ilişkilerini konu almaktadır. Hikayede Oscar, André, Bernard, Alain ve Gerodere dışında bütün karakterler tarihte yaşamış insanlardır. Anime 20 yıllık bir dönemde geçmektedir; bu yıl 20 yıl içinde hem olayların hem de karakterlerin gelişimine tanık oluruz.

Kraliyet Muhafızları Başkomutanı General de Jarjayes'nin görevini devredeceği bir erkek varise sahip olma umutları bir noel gecesinde dünyaya gelen altıncı kız çocuğuyla birlikte yıkılır. Bunun üzerine General de Jarjeyes son doğan kızına Oscar François ismini verir ve onu bir erkek çocuğu gibi yetiştirmeye karar verir. Oscar'a örnek olması için dadısının öksüz kalmış torunu André'yi getirtir. İki çocuk dertsiz tasasız birlikte büyürler. Oscar 14 yaşındayken Avusturya Prensesi Marie Antoinette’i koruma görevini üstlenmesi istenir. Oscar bu görevi istememesine rağmen babasının ısrarıyla kabul eder ve bu görevle birlikte bütün kadınsı duygularına elveda der. Hikayenin bundan sonrası, Oscar'ı merkez alarak fransız ihtilali öncesi kraliyet ailesi ve çevresindeki olaylara yoğunlaşacaktır.

Oscar karakteri hem kadınları, hem erkekleri kendine aşık eden "androjen" bir karakterdir. Bu sebeple tepki görmüş, animenin avrupa'da yayınlanan bazı bölümlerinin kesilmesine sebep olmuştur. Tüm seri boyunca Oscar'ı yalnızca bir kez kadın elbiseleri içinde görürürüz. 25. bölümde, kadın elbisesi giyip yabancı bir ülkeden gelen bir kontes sıfatıyla baloya gider ve hem kendinin hem de Marie Antoinette'in büyük aşkı Fersen'le dans eder.
Karakterler aşağıdaki gibidir;

oscar françois de jarjayes
Tümgeneral François-Augustin Régnier de Jarjayes'in erkek gibi yetiştirilen kızı. Erkek gibi yetiştirildiği için, kendini erkek gibi davranmaya zorlar tüm hayatı boyunca ve bu Oscar'ın asıl trajedisi olacaktır; kadın kimliğini asla yaşayamamak. Fersen'e umutsuzca aşık olur ancak ilerleyen bölümlerde kalbinin asıl sahibini anlayacaktır.

André Grandier
Oscar'ın dadısının torunu ve birlikte büyüdüğü kişi. Oscar gibi Andre de tarihte yer almayan hayali bir karakterdir. Tüm hayatı boyunca sakin kişiliği ile Oscar'ın yanında yer alacak ve onu koruyup kollayacaktır. Kapanış şarkısındaki "the more i love you, the more blind i become to you. ah, oscar...oscar!" (seni ne kadar seversem, sana karşı o kadar kör oluyorum, ah, oscar...oscar!) sözünü o söylemektedir.

Marie Antoinette Josephe Jeanne d'Autriche-Lorraine
Fransız tarihine damgasını vuran gerçek bir karakter. Marie Antoinette, 14 yaşındayken siyasi sebeplerle fransa kralıyla evlendirilir. Hayatı boyunca günahları ve sevaplarıyla hem fransız halkının hem de entrika sever soyluların hedefi haline gelecektir.

Hans Axel von Fersen
Marie Antoinette'in yasak aşkı olan Fersen, aynı zamanda Oscar'ın duygularını hiçbir zaman anlatamadığı platonik aşkı olacaktır. İsveçli bir soyludur.
1978 yılında "Lady oscar" adında live-action (kanlı canlı insanlar tarafından canlandırılmış) bir sinema filmi çekilmiştir. ancak bu film, hayranlar için çok büyük bir hayalkırıklığıdır. Zira, sonu dahil pek çok önemli detay ya çıkarılmış ya da değiştirilmiştir.
Ayrıca bu anime Takarazuka Revue ismindeki tüm oyuncuları kadınlardan oluşan tiyatro grubu tarafından da müzikal olarak sahnelenmiştir.
Buradan daha detaylı bilgi alınabilir.
Oscar, insanı üzen bir anime. Tüm bölümleri soluksuz izleniyor. Duygusallık insanın içine işliyor. Çoğu zaman gözyaşlarınıza engel olamıyorsunuz izlerken. Hem tarihte çok önemli bir dönemi anlatıyor olması, hem de erkeklikle kadınlık arasında kalmış çok farklı bir karakter ortaya koyması sebebiyle anime tarihinde çok farklı bir yerde bulunmaktadır. Full metal alchemist ile birlikte benim en sevdiğim anime oluyor ayrıca. Eğer çocukluğunuzda izlemediyseniz ya da birkaç bölümünü bir yerlerden hatırladığınızı düşünüyorsanız vakit kaybetmeden izlemenizi tavsiye ederim.
Giriş jeneriği buradan izlenebilir.
Kapanış jeneriği ise buradan...