Tartış-ma

7 Ekim 2012 Pazar


Tartışma denen şeyin haklı ya da haksız olmakla alakası yok.
Ağzı iyi laf yapan, en kısa sürede en yüksek sesle en fazla kelimeyi söyleyebilen tartışmayı kazanır.
End of story.

Bu yüzden kadın her ağladığında, adam daha çok bağırıyor.

Mim: 5 Şey

5 Ekim 2012 Cuma



Sevgili Yejades beni Mim'lemiş! 
Buyrun ben de yazdım...

Çantamdaki 5 şey:

  • Ajanda/Not Defteri & Kalemler
  • Güneş Gözlüğü
  • CNBC-e Dergi
  • Cüzdan
  • MP3 Player & Yeni aldığım mor kulaklık
Odamdaki 5 favori şey:
  • Sevgilimin doğum günü hediyesi Rolling Stones plağım.
  • Kabuk Stüdyo'nun bana hediyesi yoga matı çantası ve içindeki yoga matım.
  • Mısır'dan aldığım ama şu an kırılmış taştan oyulma Nefertiti heykeli (biblosu ?!)
  • Siyah sehpam ve üzerindeki dergi&kitap&not defterleri
  • Emektar Desktop'ım <3

Bu ay planladığım 5 şey:
  • Tek başıma yapacağım Paris tatili :)
  • Nişanlanmak :)
  • Supernatural Dosyası için yarım kalan 2 yazımı bitirmek.
  • Wachowski kardeşler ve Tom Tykwer'in birlikte yönettikleri (ve beni çok heyecanlandıran) "Cloud Atlas"ı izlemek.
  • Neil Gaiman'ın "Amerikan Tanrıları" kitabını bitirmek.

Almak istediğim 5 şey:
  • iPad, yazı işlerimi yetiştirmek için gerçekten çok ihtiyacım var.
  • Kıpkırmızı bir şemsiye!
  • BİSİKLET!
  • Joy Division t-shirtü
  • Dijital fotoğraf makinesi

Sizi mimleyen kişi (http://hippilazman.blogspot.com/)

Ondan etkilendiğiniz 5 şey:
(Kendisini çok tanımamakla birlikte)
  • Hippie'lik Müessesesi
  • 36 Madde konusu. Yejades'in blogunda görüp ben de yaptım böyle bir liste :)
  • Hem facebookta hem de blogta yayınladığı retro/nostaljik fotoğraflar
  • Kitap - Film sevdası
  • Sistem karşıtı tutumu :)


Beklemek

18 Ağustos 2012 Cumartesi


Buraya tüm hayatımı özetleyecek tek bir cümle yazacağım şimdi.

Hayalini kurduğum hayatı başkalarının yaşadığını izlemekten çok sıkıldım.

Kendime Hediyeler

29 Temmuz 2012 Pazar

Haziran ayındaki Malezya seyahatimde kendime seyahat etmeyi, gezgin olmayı (bazen bu tutkumu unutuyor hatta umutsuzluğa kapılıyorum) ne kadar sevdiğimi bana hatırlatması için bir kaç hediye aldım. 

Evlendikten sonraki yeni evimde çalışma masama yerleştireceğim bir post-it seti, gezilerimde hiç yanımdan ayırmayacağım bir not defteri ve kırmızı bavulumun üstüne yapıştıracağım çıkartmalar.

Yeni hayatım için sabırsızlanıyorum :)




KL - Malezya



16 – 23 haziran tarihleri arasında iş sebebiyle Malezya’nın başkenti olan Kuala Lumpur’a gittim. İş sebebiyle daha önce de pek çok kez yurt dışına çıkmıştım ancak ilk defa yalnız başıma gitmem gerekiyordu, bu sebeple başlarda biraz endişeliydim. Malezya’ya vardıktan sonra yalnız gezmenin ne kadar büyük bir keyif olduğunun farkına varınca bu endişeler ortadan kalktı tabi J

 Malezya ile Türkiye arasında 5 saat fark var, orada saat ileride. Malezya havayolları ile tek uçuş ile varılabiliyor Kuala Lumpur’a, Türk Hava Yolları’nın da Singapur aktarmalı bir uçuşu var. Ben Malezya Havayolları ile gittim, yolculuk yaklaşık 10 saat sürdü.

Seyahat Etmek Üzerine

23 Haziran 2012 Cumartesi

Kuala Lumpur - Malezya'dan bu sabah döndüm. İş için bir haftalığına yalnız başıma çıktığım bu gezi ile birlikte aklımda oluşan bazı düşünceler var seyahet etmek üzerine. Bunları gezgin dostlarımlarımla paylaşmak istedim ;)
1- Yalnız seyahet etmek harika bir duygu! Daha önce pek çok kez yurt dışına çıkmış olsam da ilk kez tek başıma gittim bir ülkeye. Önce biraz stresliydim açıkçası bu durumun beni nasıl etkileyeceğini çok öngöremiyordum ama zamanla anladım ki yalnız başına seyahat etmek inanılmaz bir özgürlükmüş :) Bir defa kimseye bağımlı olmuyorsun; istediğinde yatıp istediğinde kalkıyor, istediğin yerde yiyip istediğin yeri istediğin kadar geziyorsun. Kimse karışmıyor. Bu benim için harika bir duygu oldu açıkçası zira daha önceki iş gezilerinde maalesef 10 -12 kişilik bir grupla hareket etmek zorundaydım.

Bitmemiş

10 Haziran 2012 Pazar


another unfinished conversation

Yolda

1 Haziran 2012 Cuma


Şu hayatta insanın gerçekten tek ihtiyacı olan şey; yanında aynı idealleri, hayalleri, istekleri paylaştığı birisinin olması. Aynı yöne gittiğiniz bir "eş"iniz olduğu sürece yapamayacağınız şey yok.

Madde 6- Yoga eğitmeni ol ve en azından 2 hafta inzivaya çekil.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Yoga is the way.
Ve ben artık sertifikasını almış bir yoga eğitmeniyim!

Kasım ayında başladığım (ki şurada bahsetmiştim) Vinyasa Yoga Eğitmenlik Eğitimini geçen hafta Kaz Dağları'nda ki Yoga İnziva kampının ardından başarıyla tamamladım. İnziva 2 hafta değil 5 gün sürdü ama ne yapalım, nasıl olsa daha çok eğitime, workshopa, inzivaya katılacağım yoga eğitmenliği yolunda.

Cine Dergi Dizi Köşesi

24 Nisan 2012 Salı



Merhaba;
Nisan ayı itibariyle Cine Dergi’nin dizi köşesini sevdiğim bir arkadaşımdan devraldım. Bundan sonra güncel dizi yazılarımla bu dergide de karşınızda olacağım.
“Episode” isimli köşede dizilere ait eleştiri, tanıtım, haber vs. bilgileri bulabilirsiniz. Şimdilik daha çok yabancı dizi ağırlıklı olacak ancak zamanla yerli dizilere de yer verebilirim.

Cine Dergi Haziran 2008′den bu yana  aylık yayınlanan online ve ücretsiz bir dergi.
Dergiyi bu linkten takip edebilirsiniz; http://www.cinedergi.com/
Keyifle Okumanız Dileğiyle ;)
Burcu

Dizi Mania - Yabancı Dizilere Ait Ne Varsa Bu Sitede



Neredeyse 8 ay oldu ama buraya yazmamış, unutmuşum nedense!

Artık burada dizi konusunda hiç yazmıyorum belki fark etmişsinizdir. Çünkü bunun için yepyeni bir site açtım, http://dizi-mania.com/ 
Artık yabancı diziler hakkında yalnızca bu sitede yazıyorum. Her ne kadar işler sebebiyle istediğim kadar çok içerik üretemesem de zamanla daha iyiye gideceğine inanıyorum. 

Haberler, tanıtımlar, detaylı inceleme ve eleştiriler, fragmanlar, fotoğraflar, set görüntüleri... Yabancı dizi dünyasına ait ne varsa bu sitede bulabilirsiniz ;)

Şaşırmaca

16 Nisan 2012 Pazartesi


Hayal kırıklığına uğramamanın, hayal kırıklığına uğramaktan daha kötü olduğu zamanlar var.
Çünkü bu süpriz yok demektir yada daha kötüsü hayal bile kalmamıştır elinizde.
Bazı insanlar, hiç şaşırtmıyor. 

Çalışmak İçin En Güzel Yer

16 Mart 2012 Cuma


Bu sabah Karaköy'e gittim.

27 Mart'ta 2 haftalık bir Kenya seyahatim olacak, iş için.Geçen sene de gitmiştim. Kenya Orta Afrika'da bulunduğundan giderken yaptırılması zorunlu aşılar var. Aşıyı Seyahat Sağlığı Merkezi'nde oluyorsunuz sonra size bir "Aşı Karnesi" veriyorlar, bu karneyi sürekli pasaportunuzla birlikte taşımanız gerekiyor. Kenya'ya girerken sorun çıkmayabilir ama herhangi bir Avrupa ülkesine girişte eğer Kenya'da bulunmuş olduğunuzu görürlerse bu aşı kartını mutlaka isteyeceklerdir. Lacivert pasaportumun geçerlilik tarihi temmuzda dolacağından yeni pasaport çıkarmak zorunda kaldım geçen hafta, bordo olan çipli pasaportlardan. Pasport değişince pasaport numarası da değişti. (Nedense!) Bu sebeple aşı karnemi de değiştirmem gerekti. Ben de bu sabah Karaköy'de ki Seyahat Sağlığı Merkezine gittim.

be quiet

12 Mart 2012 Pazartesi


sanıyorum tam olarak bir kaç saniye önce vazgeçtim.

umut. çaba. hope. kelime. kalabalık. etraf. sessizlik.tahammül. kaçmak. otobüs. bırakmak. let it go. atmak. hak. haksızlık. çaresizlik. boğulmak. çizmek. delirmek. çıldırmak. anlamak. anmak. almak.vermek. sevmek. ölmek. görmek. sürüklenmek. şans. şansızlık. sonbahar, bahar, yaz. kış. düş. rüya. boğulmak. dream. swim. slim. quiet. güven. süren. susan. duyan. duran. giden. kalan. kıran. kırık. cam. can. nefes. çalışma. alışma. akma. akşam. sad. lets go get high. parti. tough. touch. heart. acıma. acıma. acıma. sakın acıma. gözyaşı. gitmek. dönmek. git. gel. git. gel. git gel. git-gel. sev. you. 


olmayınca olmuyor işte bazen.

Zen ve Okçuluk - Kitap Özeti

29 Şubat 2012 Çarşamba

Zen ve Okçuluk aslında Japon kültürünün kadim savaş sanatlarından Okçuluğu, Zen kavramını anlamak için anlatmaya çalışan bir kitap olsa da kitabı okudukça şu düşünceden alamadım bir türlü kendimi “Ama bu kitap yogayı anlatıyor aslında!”

Kitap okurken alt çizme alışkanlığım var, hem önemli yerleri daha sonra göz gezdirirken anımsamak adına, hem bazı cümleleri kendi yaşantıma katmak adına. Bu kitapta hemen hemen her yerin altını çizdim diyebilirim. Pek çok açıdan bana ilham oldu J Okçuluk ustasının tüm sözleri hayatta yol gösterici niteliğinde, benim hayatım için tabii.

Yoga Ev Testi

1-Yoga nedir?
Yoga, bizi meydana getiren fiziksel, ruhsal ve akilsal vücudumuzu bir bütün olarak algilayarak disipline etmemize yarayan bir çalismadir. Yada başka bir deyişle fiziksel bedeni, ruhsal bedeni ve nefesi aynı ana getirme çalışmasıdır.

Yoga’nın kelime anlamı ise; "kontrol etmek", "boyunduruk altına almak" veya "birleştirmek" anlamına gelen Sanskrit "yuj" kelimesinden türemiştir. "Kavuşma", "biraraya gelme", "birlik", "karşılaşma" ve "yöntem" olarak çevrilebilir.

Meditasyon Üzerine



Meditasyon oldukça kişisel bir deneyim.

Meditasyon ile ilgili olarak bildiklerim herkesten farksızdı yakın zamana kadar. Zihnimi tamamen boşaltmam gerektiğini, hiçbir şey düşünmemem gerektiğini ve tamamiyle bir boşluk içinde olmam gerekeceğini düşünüyordum, bunun için çabalıyordum. Elbette insanın düşüncelerini tamamen durdurmasının mümkün olmadığını, meditasyon sırasında araştırmasını yapacağımız şeyin daha farklı bir şey olduğunu algılamaya başladım sonraları ben de, yoga pratiklerinin başında yaptığımız meditasyonlar sırasında hocalarımın söylediklerine kulak vererek.

susmak

19 Şubat 2012 Pazar


şu dünyadaki en büyük meziyet susmak.
gün be gün ve her tekrar edişimle birlikte, konuşmak denen şeyin, kendini ifade etmeye çalışmanın ne kadar da anlamsız olduğunu daha iyi anlıyorum. ama bu maalesef deneyip deneyip yanılmama ve her seferinde daha çok krılmama engel olmuyor.

evet susmak en büyük meziyet.
ne kadar susarsanız, o kadar çok çabalıyor insanlar sizi anlamak için.

her ağzımı açtığımda, hissettiklerimi her anlatmaya çabalayışımda, o ezik halime, "shut the fuck up!" diye bağırasım geliyor var gücümle.

şimdi, lütfen lanet çeneni kapa.

Karmakarışık Haller

7 Şubat 2012 Salı



Facebook fotoğraf albümü ismi gibi oldu bu başlık ama konu tam da bu aslında :)

10 gün kadar önce annem-babam geldi memleketten, 3-4 gün bizimle kaldılar. Akşamları salonda oturup televizyon izliyorlardı. Ben de hiç alışık değilim salonda oturup TV izlemeye. Darılmasınlar diye biraz vakit geçireyim dedim yanlarında ama nafile. İşte o zaman fark ettim durumu.

Ben hiçbir şey yapmadan TV karşısında oturmaktan inanılmaz rahatsız oluyorum!

Bhagavad Gita Üzerine

28 Ocak 2012 Cumartesi


Krishna - Arjuna - Bhagavad Gita

Öncelikle şunu söylemeliyim; Tanrı (Yaratan) inancını tamamen reddetmiş bir ateist için  Bhagavad Gita’yı okumak ve anlamaya çalışmak gerçekten çok zor.

Eğitmenlik kitabında Ramesh’in yorumuyla paylaşılmış bölümleri iki defa okudum, hatta bazı bölümleri  iki defadan çok kez. Ve ilk vardığım kanı mutlaka tüm destanı baştan sona okumam gerektiği oldu. Çünkü okuduğumuz şey matematiksel bir kavram olmadığından, yani tutupta 2+2 = 4  şeklinde kanıtlanabilir bir gerçeğe ulaşamayacağımızdan; “Burada anlatılmak istenen budur”, “Bunu şöyle anlayabilirsiniz ancak aslında demek istenen şu” şeklinde bir yönlendirme bana doğru gelmedi, hatta beni rahatsız etti. Demek istediğim Bhagavad Gita ile ilgili tek bir somut gerçek olamayacağı, Bhagavad Gita ile ilgili (her ebedi metinde olduğu gibi) her kimsenin kendi anladıkları ve kendi gerçekleri olacağı... Her yorum birbirinden farklı olacaktır elbette, tek bir doğru olamaz. (Tabi daha sonrasında bu yorumların Ramesh’in -kişisel- yorumları olduğunu idrak ettim, bunu idrak etmekle birlikte “Buradan şunu anlamanız gerekiyor” şeklindeki tutumlara her zaman karşı çıkacağım J )

Madde 6 - Yoga eğitmeni ol ve en azından 2 hafta inzivaya çekil - Part 1

5 Ocak 2012 Perşembe



Listemdeki 6 madde Yoga Eğitmeni olmaya dair.

Daha Yoga eğitmeni olamadım elbette ama eğitmenlik eğitimine başladım Kasım ayında.

Türkiye'nin en iyi Yoga hocalarından sevgili Mey Elbi, Jiva Yaşam Atölyesi'nde "Vinyasa Akışı Temel Hocalık Eğitimi"ni veriyor; ne şanslıyım ki bu eğitimde ben de onun 10 öğrencisinden biri olma şansını yakaladım.

Öncelikle şunu söylemeliyim; insanın gerçekten istediği bir konuda eğitim alması öylesine güzel bir duyguymuş ki! Yıllar sonra ilk defa yeni birşeyler öğrenmenin tarifsiz keyfini yaşıyorum.

Harika insanlarla tanıştım, harika hocalarım var, harika bir hocaya asistanlık yapıyorum... (Tek tek ifşa etmeyeyim şimdi isimlerini ama emin olun onlar kendilerini biliyorlar :) )

6 ay devam edecek bu eğitim süresince bol bol icra edeceğimiz yoga haricinde pek çok yazılı ödevlerimiz de olacak. Niyetim hem deneyimlerimi hem de bu ödevlerimi sizlerle de paylaşmak.

İlk ayın 2 ödevini bundan önceki yazılarda paylaştım bu akşam; Hermann Hesse – Siddhartha kitap raporu ve OM Mantrası üzerine bir deneme yazısı...

16 Ocak'tan itibaren daha sık görüşmek dileğiyle ;)

Namaste!


OM Mantrası



OM mantrası yoga ile ilgili – ilgisiz herkesin bildiği (bildiğini sandığı) ama aslında en yanlış bilinen konu...

Yoga ile ilgili en büyük önyargılardan birinin de sebebi sanıyorum çünkü hiç yoga dersine katılmamış bir insan (nasıl bu inanca kapıldıklarını bilmemekle birlikte) sanıyor ki biz bir odaya toplanıp bütün gün meditasyon yapıp OM söylüyoruz, hatta şöyle diyorlar; “1 saat oturup MMmMMmM lamaktan sıkıl mıyor musunuz?
Ben de ödev verilene dek OM hakkında hiç okumamıştım, mantra nedir o konuda da çok bilgim yoktu. En basit şekliyle eğer birisine mantrayı ve OM’u anlatmak isteseydim şöyle derdim, Mantra’yı dua olarak, zikir olarak yorumlayabilirsin, bu durumda OM’da besmele olur.
OM’u anlamakta, anlatmakta zor benim için. Çünkü zaten öyle bir kavram ki bunu anladığımızda çoğu şeyi çözmüş olacağız.

Hermann Hesse – Siddhartha



Hermann Hesse ismini çocukluğumdan beri biliyorum.

Benim hayatım hep filmlerle, kitaplarla ve müzikle iç içe olmuştur. Hatırladıklarımı hep bunlarla birlikte hatırlarım. Anladıklarımı bunlarla anlarım. Anlatırken hep bunları kullanırım.

Daha ortaokula giderken ben -ki mistik doğu kültürüyle tanışmam bu döneme rastlar*- duymuştum Hermann Hesse ismini. Çünkü kendimi hippie sanıyordum ve biliyordum ki ’60 – ’70 yılların hippie gençliğinin el kitabı olan “Siddhartha”nın yazarıydı Hesse. Ve Nobel ödüllü bu kitabı okumaya da daha o zamanlar karar vermiştim.

Hesse’nin “Doğu’ya Yolculuk” kitabını okumuştum daha önce (ve anlamamıştım açıkçası). Siddhartha’yı da alalı bir süre oluyor, kitap evde okunmayı bekliyordu, kısmet bu eğitimeymiş demek ki...
Bu kitabın bize hissettirdikleri üzerine yazmamız gerekiyor ya hani... Benim ilk hissettiğim kesinlikle hüzün oldu. ( Ve şimdi, şu anda da bunları yazarken korku hissediyorum, anlamamış olmanın korkusunu.)
Siddhartha bir yol kitabı; yolculuk kitabı daha doğrusu. Kişinin tüm hayatı boyunca devam eden, kendini bilmeye ulaşmaya çalışan bir yolculuk.