OM Mantrası

5 Ocak 2012 Perşembe



OM mantrası yoga ile ilgili – ilgisiz herkesin bildiği (bildiğini sandığı) ama aslında en yanlış bilinen konu...

Yoga ile ilgili en büyük önyargılardan birinin de sebebi sanıyorum çünkü hiç yoga dersine katılmamış bir insan (nasıl bu inanca kapıldıklarını bilmemekle birlikte) sanıyor ki biz bir odaya toplanıp bütün gün meditasyon yapıp OM söylüyoruz, hatta şöyle diyorlar; “1 saat oturup MMmMMmM lamaktan sıkıl mıyor musunuz?
Ben de ödev verilene dek OM hakkında hiç okumamıştım, mantra nedir o konuda da çok bilgim yoktu. En basit şekliyle eğer birisine mantrayı ve OM’u anlatmak isteseydim şöyle derdim, Mantra’yı dua olarak, zikir olarak yorumlayabilirsin, bu durumda OM’da besmele olur.
OM’u anlamakta, anlatmakta zor benim için. Çünkü zaten öyle bir kavram ki bunu anladığımızda çoğu şeyi çözmüş olacağız.

 “Sanskrit dilinde birlikte o sesini veren a ve u ünlüleriyle m sesinden oluşur. Bu üç ses yeryüzü, gökyüzü ve gök katlarından oluşan üç dünyayı; Brahma, Vişnu ve Şiva'dan oluşan üç büyük Hindu tanrısını; Rig, Yacur ve Sama adlı üç kutsal veda metnini simgeler. Böylece Om hecesi gizemli biçimde bütün evrenin özünü temsil eder. Hindu ayinlerinde dua, ilahi ve meditasyonların başında ve sonunda söylenir. Belli bir kurala bağlı olmaksızın Budacı ve Caynacı ayinlerinde de kullanılır. Om hecesinin yazılı biçimi, 6. yy.dan sonraki yazma ve yazıt metinlerinin başını belirtmek için kullanılmıştır.” diyor Vikipedi...

Siddhartha’da ise “Ve tümü, bütün sesler, bütün amaçlar; bütün özlemler, bütün çileler, bütün hazlar, bütün iyi, bütün kötü şeyler; tümü birden dünyayı oluşturmaktaydı. Tümü birden oluşumların ırmağı, tümü birden yaşamın müziğiydi. Ve Siddhartha dikkatle bu ırmağa, bu binlerce sesli şarkıya kulak verdi mi, salt acılara, salt gülmelere kulaklarını tıkayıp ruhuyla tek bir sese bağlanmadı da Ben’iyle bu ses içinde yitip gitmeyerek bütün sesleri işitti mi, bütünü, birliği duymaya çalıştı mı, binlerce sesin bütün şarkısının bir tek sözcükten oluştuğunu görüyordu, Bu sözcük de OM’du, mükemmellikti.” diyor.

Yani Om herşey aslında, tek bir sözcükte tüm evren.

Yukarıdaki iki resim var. Bunlardan ilki OM’un sanskritçe yazılımı. (Bu şekillerinde anlamları var ve farklı şekillerde yorumlanabiliyorlar-mış.)
İkincisi ise benim için OM’un anlamı.

OM’un evrenin yaratıldığı anda çıkan ses olduğu söyleniyor. Ve hala duyuluyor bu uğultu. Astronotların aydan bu sesi duydukları söyleniyor. Gece sessizlikte, kulak kabartırsanız bu uğultuyu duyarsınız. Kulaklarınızı tıkayıp bedenizin içindeki sesi dinlerseniz bu sesi duyarsınız yine.

Ama benim için en önemli olanı, suyun altındayken duyduklarımız. Hep suyun altında olmayı, suyun üstünde olmaya tercih ettim ben. Kendimi orada daha güvende hissediyordum çünkü. Haziran ayında yazdığım bir yazıda “Suyun altındayım ben şimdi. Burada gerçekten yalnızım. Kimsenin sesi yok. Sakin. Yavaş. Şimdi güvendeyim.” demişim hatta.

Çünkü ben suyun altında OM’u duyuyorum. Ve tek başınalığımla nasıl da aslında evrenin bir parçası olduğumu fark ediyorum.

Bunu açıkhavada, gürültüde yapmak ise zor, tüm bu sesler içinde OM’u duymak, daha doğrusu tüm seslerin üst üste gelerek nasıl da OM’u oluşturduğunu duymak zor. 

0 yorum: