Karmakarışık Haller

7 Şubat 2012 Salı



Facebook fotoğraf albümü ismi gibi oldu bu başlık ama konu tam da bu aslında :)

10 gün kadar önce annem-babam geldi memleketten, 3-4 gün bizimle kaldılar. Akşamları salonda oturup televizyon izliyorlardı. Ben de hiç alışık değilim salonda oturup TV izlemeye. Darılmasınlar diye biraz vakit geçireyim dedim yanlarında ama nafile. İşte o zaman fark ettim durumu.

Ben hiçbir şey yapmadan TV karşısında oturmaktan inanılmaz rahatsız oluyorum!


Ben ancak yemek yaparken, yemek yerken, dergi karıştırırken, manikür yaparken vs. televizyonu açık tutuyorum. Ona da izlemek denmez. Ses olsun diye evde.

Buradan aslında başka bir noktaya geleceğim. Bitmek tükenmek bilmeyen işlerime. Kendime iş yaratma konusundaki müthiş başarıma :)

Boş oturmayı sevmiyorum evet. Hiçbir şey yapmadan TV karşısında oturmak için çok kısa hayat. Ama bazen durmak gerekiyor. Biraz dinlenmek gerekiyor.

Benim her zaman yapılacak bir işim var. Hayatım bir koşuşturmaca içinde geçiyor. Sürekli plan yapmam gerekiyor. Aklımda hep "önce yemeği ısıtmak için ocağa koyarım, o sırada çamaşırları toplarım, yemek ısınana kadar üstümü değişip çantamı hazırlarım, yemek yerken bir bölüm dizi izlersem yogadan dönünce dizi-mania'ya yazacak bir şeyler olur, 15 dk'da duş alırsam yarım saat kitap okuyabilirim ve böylece bu gece 7 saat uyumaya fırsatım olur" şeklinde düşünceler var. Bunlar sıradan bir günde aklımdan geçen düşünceler. 2 ajanda kullanıyorum. Her sabah işe geldiğimde ilk işim "Yapılacaklar" listesi hazırlamak oluyor.

Son zamanlarda kendime yüklenmeye başladım yine. Sanırım beceriksizim diyorum. İnsanlar mesela tüm pazar günlerini evde yatakta geçirebiliyorlar. Hayretler içindeyim! Ben günde maksimum 7 saat uyuyabiliyorum ki ortalamam 5-6 saati geçmez, buna rağmen olmuyor, olmuyor... Yetişmiyor. Hep koşuşturmaca.

Bir koltuğa iki -hatta 3-4- karpuz sığmıyor mu yoksa?

Yoga var önceliğim olarak. Haftada 3-4 gün derse gidiyorum. Haftada 5 gün gitmem gereken iş var sonra :) Dizi-mania var. İzlenecek yüzlerce bölüm dizi var, yazılacak yazılar, araştırılacak konular var. Okunacak onlarca kitap var rafımda bekleyen. Bir evim var sonra, ailem var, arkadaşlarım var... Çok az görebildiğim, çok az zaman ayırabildiğim hatta ihmal ettiğim bir sevgilim var.

Belki de internette çok fazla vakit öldürüyorum diye şüphelenmeye başladım. Bir oyun var yıllardır oynadığım facebook üzerinden, onu da mı bıraksam? Ne kadar zaman kazandırır acaba bana? Yoksa uykuyu biraz daha mı azaltsam, o zaman da enerjim düşüyor sürekli tatlı yemek istiyor canım :(

Dün akşam eve gittiğimde pazartesi akşamını tamamen kendime ayırmaya karar vermiştim. Çamaşırları topladım sonra, eşyaları yerleştirdim, bir kaç evrak işi vardı onlara baktım, yemek yedim bulaşıkları topladım, sonra 1-2 bölüm dizi izleyeyim diye bilgisayarın karşısına geçtiğimde saat 20.30 olmuştu bile.

Yok yok. Ben bir yerde yanlış yapıyorum. Bir türlü düzene sokamıyorum hayatımı. Sürekli bir karmaşa var. Hep yapmam gereken bir iş var.  Aklım da meşgul hep.

Bir dur Burcu ya, bir rahat ol artık. 

4 yorum:

maledisant dedi ki...

benim de sürekli kafam meşgul ve bir şeyler yapmak istiyorum ama yapamıyorum, bu da beni rahatsız ediyor. hiçbir yaptığım yeterli görünmüyor. her gun en az 9 saat uyuyorum mesela. o nedenle aslında seninki bana daha uyuyor, en azından bir şeyler yapıyorsun. koşuşturmaca olmadığı zaman kendini dinleyeceksin, belki hastalık icat edeceksin. meşguliyet önemli bir şey aslında.

Epicurious dedi ki...

Aslında düşündüm de vakti çok iyi değerlendiriyormuşsun :) Pazar gününü yatakta geçirenler genelde kitap okuyup, yogayaya gidip, dizi izleyip araştırma yapıp, bunu yazıya dökmeyenler bence :)
İnternet hepimizin çok vaktini alıyor ama yeni bir şeyler keşlfetmenin en kolay yolu da internet aynı zamanda:) Ucuza dünyayı ayağımıza getiriyor ne de olsa :)

Mehmet dedi ki...

bende bos bir gunumde gazete okurken ayanı anda bılgısayara bakıp aynı anda baska bır sey yapasım gelıyor sankı tek bırseyl ugrasınca zaman kaybıymıs gıbı oluyor, insanın ıcındeki multitasking hadısesi bu olsa gerek,

widfara dedi ki...

@maledisant, bloguna baktım da aslında sen de vaktini boşa harcamıyormuşsun hiç, bir sürü film izliyorsun, kitap okuyorsun, fena mı?

@Epicurious, internet hakikaten bir nimet aslında ama dün bu yazı üzerine erkek arkadaşımdan uyarı geldi bana, internet başında gereksiz vakit harcıyorsun, bir oraya bir buraya tıklayarak diye :)

@Mehmet, sanırım iş hayatı çok vaktimizi aldığından boş vakitlerimizde ne yapacağımızı şaşırıyoruz :)