Çalışmak İçin En Güzel Yer

16 Mart 2012 Cuma


Bu sabah Karaköy'e gittim.

27 Mart'ta 2 haftalık bir Kenya seyahatim olacak, iş için.Geçen sene de gitmiştim. Kenya Orta Afrika'da bulunduğundan giderken yaptırılması zorunlu aşılar var. Aşıyı Seyahat Sağlığı Merkezi'nde oluyorsunuz sonra size bir "Aşı Karnesi" veriyorlar, bu karneyi sürekli pasaportunuzla birlikte taşımanız gerekiyor. Kenya'ya girerken sorun çıkmayabilir ama herhangi bir Avrupa ülkesine girişte eğer Kenya'da bulunmuş olduğunuzu görürlerse bu aşı kartını mutlaka isteyeceklerdir. Lacivert pasaportumun geçerlilik tarihi temmuzda dolacağından yeni pasaport çıkarmak zorunda kaldım geçen hafta, bordo olan çipli pasaportlardan. Pasport değişince pasaport numarası da değişti. (Nedense!) Bu sebeple aşı karnemi de değiştirmem gerekti. Ben de bu sabah Karaköy'de ki Seyahat Sağlığı Merkezine gittim.


Önce vergi dairesine uğradım, öğrenim kredisi taksitini ödemek için ve mutsuzlukla farkına vardım ki daha 12 taksit ödemem gerekiyor, yani tam 2 yıl! Oradan dolmuşlar Kadıköy'e geçtim. Sonra vapurla Karaköy'e.
Uzun zamandır binmemişim vapura, denizi görmek çok keyif verdi. Biraz dergi okudum, aynı anda müzik dinledim.


Seyahat Sağlığı Merkezi hemen Karaköy İskelesinde, vapurdan inince sağ tarafta kalıyor. Kocaman eski bir bina. İçeri girdim görevliler hemen yardımcı oldu. Bir dilekçe yazdım 5-10 dakikada halloldu işim. Aşı Kartımı hazırlayan doktor hanım "Burcu Hanım'ın da saçları çok güzelmiş, insan dokunmak istiyor" dedi :) Bu aralar pembe saçlarımdan dolayı pek çok tanımadığım insanın iltifatı ile karşılaşıyorum. Bu iltifatlar beni tüm saçımı pembeye boyama konusunda gaza getirmiyor değil :)

Dedim ya bina eski bir binaydı diye. Çalışma ortamını o kadar sevdim ki. Eski bina, yüksek tavanlar, sıcak ortam, sakinlik, nostaljik bir müzik sesi... Gazete okuyan, bulmaca çözen çalışanlar. Ve tabi harika bir boğaz manzarası! Her işin kendine göre bir zorluğu vardır elbet ama boğaz manzarası tüm bu zorluklara bedel değil midir? (Fotoğraflar Karaköy İskelesi'nden)

Dönüş yolunda bir kahve aldım kendime starbuckstan; yağsız sütlü filtre kahve - üzerine tarçın. Bir de simit aldım. Simitin hepsini yiyemedim, kalanlarını martılara attım vapurun kıç altından. Güneşe döndüm yüzümü, azıcık ısındım.

Sevgilimin yanına uğradım sonra azıcık sohbet ettim.

Öğlene kadar izinliydim ama canım hiç istemedi bugün işe gitmeyi. Aylak aylak dolaşmak istedim. Ama el mahkum bindim yine otobüse. Kadıköy'den ofise varmak bir saatten fazla sürdü.

Bu iş hayatının bana göre olmadığını düşündüm sonra yine.

Keşke dedim içimden. Belki bir gün dedim.

2 yorum:

maledisant dedi ki...

Burcu merhaba
ben de bugun annemle sohbet ederken, yeni iş yerimdeki gözlemlerimi anlatıyordum ve ona "ben böyle devam etmek istemiyorum, başka bir insan olmak istiyorum bu yuzden bu çalışma hayatı bana göre değil, insanların kpss ye girmelerini anlamaya başladım" dedim. hemen devletin kötü yönlerini saydı annem ama özel sektör de havuç gösteriyor ama ona ulaşacağımızın garantisi yok bana yıpranma payımı kimse vermiyor.
neyse kısacası: ben de istemiyorum ama acaba bunun alternatifi ne? mesela bunun yerine ne yapabilirim ki?
sen yoga eğitmeni falan olurum diyorsundur mesela ama ben? bir hayali bile adadım da bulamadım daha. belki hedef küçültürüm kasiyer falan olurum :P

Ercan Olmez dedi ki...

Burcu merhaba biz de kenyaya gideceğiz sömestrda. aşıyı nezaman olmalıyız . aşılar ücretlimi. iyigunler