BENİ PARİS’E GÖTÜR! *

31 Mart 2013 Pazar


*** Dikkat! Bu yazı öncelikle WoMEN Dergisi'nin Şubat sayısında yayınlanmıştır!***

Paris; hem Fransa’nın hem de romantizmin başkenti. Yıllardır hem filmlerin, hem şarkıların, hem romanların hem de büyük aşkların sessiz fonu oldu Paris. Hala “balayı” dendiğinde, “başbaşa geçirilecek romantik bir tatil” dendiğinde ilk akla gelen şehir oluyor ki biz de Şubat ayının anlamına uygun olarak bu harika şehri size biraz daha yakından tanıtmak istedik bu sayımızda.

12 milyonluk nüfusu ve her yıl ziyarete gelen onbinlerce turist ile oldukça kozmopolit ve hatta kaotik bir şehir Paris. Eğer metro, RER (Paris banliyö treni) ve bisiklet alternatifleri olmasaydı araç trafiği canınızı sıkabilirdi ama hemen her sokağa ulaşan metro ağı sayesinde hiçbir zaman otobüs, taksi ya da otomobile muhtaç değilsiniz bu şehri gezmek için.

Paris öyle bir şehir ki hemen her sokağında görmeye değecek bir sanat eseri bulunuyor. Bu sebeple size tavsiyemiz kalacağınız süreyi göz önüne alarak gezip görmek istediğiniz yerleri önceden belirlemeniz; arada kendinize güzelim sokaklarda kaybolmak ya da şirin bir kafede biraz soluklanmak için izin vermek şartıyla elbette. Seyahate çıkmadan önce bir gezi kitabı edinip, seyahatinizi bu kitabın yardımıyla planlayabilir; tüm geziniz süresince de yine aynı kitaptan faydalanabilirsiniz. Ayrıca şehre iner inmez ilk işiniz detaylı bir metro/RER ve şehir haritası edinmek olsun, haritalar olmaksızın Paris’te yönünüzü bulmanız oldukça zor olacaktır.




Şehir İçi Ulaşım
Paris merkezinden dışarıya doğru “Zone”lara (Bölge) ayrılmış bir şehir. (Notre Dame klisesinin bulunduğu İle de la Cite Zone 1 olarak adlandırılırken Disneyland Paris’in bulunduğu kısım Zone 5 kabul ediliyor örneğin) Metro ve RER biletleri de bu Zone’lara göre satılmakta. Gitmek istediğiniz yerlerin Zone’larına göre belirli süreli sınırsız ulaşım sağlayan biletler alabilirsiniz, bu biletler metro ve RER kadar otobüslerde de geçerliler. Metro ve RER’lere hem girişte hem de çıkışta bilet kontrolü olduğundan bilet alırken Zone’ları doğru seçmek önemli. Bir de bisiklet ile ulaşım ağı bulunmakta Paris’te. Bu sisteme Velib deniyor ve sık aralıklarla yerleştirilmiş bisiklet parklarında kiralık bisikletler bulunuyor. Otomatlar yardımıyla bu bisikletleri kiralayabilir ve karşılaştığınız bir başka bisiklet parkında geri bırakabilirsiniz. Paris, özellikle merkez kısmı, bisikletle dolaşmak için çok uygun bir şehir.

Seine Nehri, kuzey kesiminde Sağ Yaka, güney kesiminde ise Sol Yaka olacak şekilde Paris’i ikiye ayırmakta. Şehrin neredeyse önemli tüm binaları nehre yakın yerlerde konumlanmış bulunuyor. Nehir kenarları yürüyüş yapan, kitap okuyan insalar ya da öpüşen çiftlerle doluyken nehir de küçük tekneler ve turistleri ağırlayan gezi tekneleriyle capcanlı. Yemek servisi de yapan çeşitli özel tur tekneleri şehri nehirden görmek isteyen kişiler tarafından tercih edilebilir. Ayrıca Tour Eiffel, Musee D’Orsay, Saint-Germain-Des-Pres, Notre Dame, Jardin Des Plantes, Hotel de Ville, Louvre ve Champs-Elysees durakları arasında ring servisi yapan Batobus’ler ile de bir bilet alarak tüm gün istediğiniz kadar indi-bindi yaparak şehir merkezini Seine Nehri üzerinde gezebilirsiniz.


Notre Dame de Paris (Our Lady of Paris – Paris’in Hanımı)
Victor Hugo’nun aynı isimli romanı sayesinde belki de dünyanın en çok bilinen kliselerinden biridir Notre Dame. Tamamlanması neredeyse 200 yıl süren katedral 850yıllık bir geçmişe sahip ve Gothik mimarinin de başyapıtlarından biri. Notre Dame Paris’in en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ile De La Cite’de yükselmekte.  Kilisenin alt kısmı hem ibadete hem de turist ziyaretine açık durumdayken, kilisenin üstünde yer alan kulelere çıkmak için bilet almak gerekiyor. Kulelere çıkmak için uzun bir kuyrukta en az bir saat beklemeyi ve sonunu hemen hiç göremediğiniz yaklaşık 400 basamağı tırmanmayı göze almanız gerekiyor ancak kulelerden şahane Paris manzarasını  ve kulelerin etrafında Paris’i gözetleyen “Gargoyle”ları (Taştan, korkutucu hayvan heykelleri) görmek için çok da büyük bir bedel değil bu.


La Tour Eiffel ilk inşa edildiği zamanlarda “Paris’in dokusunu bozacak çirkinlikte bir yapı” olmakla suçlanmıştı belki ama artık Paris ile özdeşleşmiş durumda, her yıl 7 milyon kişi tarafından ziyaret edilen kule belki de dünyanın en çok bilinen, en meşhur simgelerinden birisi. Kule 3 kattan oluşuyor, ilk kat 57 metrede, ikinci kat 115 metrede, en üst kat ise 324 metrede yer alıyor. 1. ve 2. katlara asansör ya da merdiven ile çıkılabilirken, tepe noktasına yalnızca asansör ile çıkılabiliyor. Çok gerek olmasa da yine de belirtelim; Eiffel üzerinden Paris’i izlemek inanılmaz güzellikte bir deneyim. Hem neredeyse tüm Paris’i görebiliyor hem de şehrin muhteşem simetrisi karşısında büyüleniyor insan. Kule üzerinde hediyelik eşya dükkanları, kafeler ve restaurantlar da bulunuyor. (Bize göre Eiffel evlilik teklif etmek için dünyanın en uygun mekanlarından birisi, siz ne dersiniz? )Bu arada kuleye çıkışlarda artık rezervasyonlu sisteme geçildiğini ve merdivenlerden çıkmak ya da saatlerce sıra beklemek istemiyorsanız rezervasyonunuzu günler öncesinden (internet üzerinden) yapmanız gerektiğini de hatırlatalım. Kulenin arkasında yer alan Champ De Mars parkı ve önündeki Seine Nehri’nin ilerisinde yer alan Trocadero bahçesi Eiffel’in izlenebileceği, en güzel fotoğrafların yakalanabileceği eşssiz alanlar. Kuleye çıkmak kadar bu park ve bahçelerde de zaman geçirebilir, hatta küçük çaplı piknikler yapabilirsiniz. Farklı ülkelerden gelen gelin ve damatların düğün fotoğrafı çekimleriyle karşılaşırsanız da şaşırmayın.



“Musee du Louvre hakkında duyduklarınız doğru” diyerek söze başlayabiliriz. Zira Louvre müzesi bir günde gezmenin –samimiyetle- imkansız olduğu bir müze. Tarihi Ortaçağ’a kadar uzanan Louvre dünyanın en önemli sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Müzeye giriş 1989 yılında inşa edilen “Cam Piramit” içerisinden yapılıyor ve giriş için ortalama bekleme süresi 45 dakika. Müze o kadar büyük ve içerisinde o kadar çok eser barındırıyor ki, kaybolmamak ve zamanınızı boşa tüketmemek adına ziyaret öncesinde görmek istediğiniz eserleri belirlemenizi ve müze haritası üzerinde işaretlemenizi tavsiye ederiz. Ayrıca herkes tarafından bilinen Mona Lisa, Venus de Millo, Halka Yol Gösteren Özgürlük gibi eserlerin önünde günün her saati büyük türist kalabalıkları oluşmakta. Müzede derslerini önemli eserlerin önünde yapan öğretmenler, sanat eğitimi alan öğrencileri görmek insanı oldukça keyiflendiriyor. Louvre’un gölgesinde kalmış olsa da aslında dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Musée d'Orsay’da ise Monet, Manet, Degas, Renoir, Cézanne, Seurat, Sisley, Gauguin ve Van Gogh gibi pek çok ünlü sanatçının en bilinen eserleri sergilenmekte. Musee du Louvre Salı, Musée d'Orsay ise Çarşamba günleri kapalı oluyor.




Parklar, Bahçeler ve Açık Alanlar
Açık havada ve güneş ışığı altında yürüyüş yapmanın sağlık için çok gerekli olduğuna inanan eski Parisienlerin şehre en büyük katkısı; çiçekleri, ağaçları, havuzları, çeşmeleri, hem klasik hem de modern sanat eserleri ile dolu simetrileri ile büyüleyen, günün her saatinde, yılın her mevsiminde canlı park ve bahçeleri inşa etmeleri olmuş. Concorde meydanı ile Louvre Müzesi arasında yer alan “Jardin des Tuileries” (Tuileries Bahçesi), Quartier Latin’e yakın yer alan “Jardin du Luxembourg” (Luxembourg Bahçesi) ve Seine Nehri kıyısında yer alan “Jardin des Plantes” (Botanik Bahçesi) şehrin en önemli bahçeleridir. Bu bahçeler yaz – kış kalabalıktırlar ve insanlar havanın soğukluğuna, yağmur yağıyor olmasına aldırmadan koşu ya da yürüyüş yapar hatta kuytu köşelerde kitap okurlar. Bahçelerin içinde küçük cafe-bar-restaurantlar yer alır ve buralarda dilerseniz yemek yiyebilir hatta şarap içebilirsiniz. Özellikle Jardin du Luxembourg içerisinde yer alan “Fontaine Medicis” (Fontaine Çeşmesi) Paris’in en romantik ve en gizli kalmış kuytu köşelerinden biridir.




Champs-Elysées bulvarı Arc de Triomphe'tan başlayıp Concorde meydanına dek devam eden, dünyanın en önemli markalarının yer aldığı dükkanlarıyla modanın ve alış-verişin kalbi olduğu kadar, Paris denince akla gelen ilk yerlerden de birisidir. Arc de Triomphe Napolyon’un emriyle yapımı başlayan ancak 30 yılda tamamlanan bir “Zafer Tak”ıdır. On iki cadde zafer takını merkeze alarak açılır ki bunlardan biri de Champs-Elysées’dir. ( Arc de Triomphe’tan başlayıp, Champs-Elysées bulvarı,Concorde Meydanı, Jardin des Tuileries ile devam edip Musee de Louvre ile sonlandırılabilecek bir yürüyüş güzergahını tavsiye ederiz. )
Sacre Couer Paris’in tek tepesi olan Montmartre üzerinde yükselen bembeyaz bir klisedir. Klisenin olduğu tepeye finüküler ile ya da merdivenlerden çıkılabilir. Tepeden Paris manzarası muazzamdır, mümkünse bir şişe şarap ve sevgili ile gün batımında merdivenlerde oturup bu manzaranın tadına varılması tavisye olunur. Sacre Couer küçük ve sevimli sokaklar ile çevrilidir ve bu sokaklarda küçük galeriler, sokakta portre çizen ressamlar,cafeler ve hediyelik eşya dükkanları bulunur. Paris’te hediyelik eşya almak için en uygun merkezlerden biridir burası. Ayrıca dünyaca ünlü gece klubü/pavyon Moulin Rouge’da kliseye 10 dakikalık yürüme mesafesindedir.



Öncelikli hedefi çocuklar olsa de Disneyland Paris (EuroDisney) her yaştan insanın keyif alacağı bir eğlence mekanı. Büyülü bir yer, insan kapıdan içeri adımını atar atmaz başka bir dünyaya geçiş yapıyor sanki burada. 2 parktan oluşuyor, Disney Park ve Walt Disney Studios. Tek park için bilet alınabileceği gibi iki park için birden de bilet alınabilir. Eğer iki parkı da güzelce gezmek istiyorsanız iki günlük bilet almakta fayda var. Disney Park farklı temalardaki bölümlerden oluşuyor; Fantasyland, Discoveryland, Frontierland ve Adventureland. Her bölümde temaya uygun olarak farklı oyunlar bulunuyor, bu oyunlar farklı yaşlara hitap ediyor. Park girişinde verilen haritalardan oyunlar, korkutuculuk seviyeleri ve bekleme süreleriyle ilgili bilgi bulunabilir. Buranın girişinde pek çok butik bulunuyor ve bu butiklerde çocuklar için Disney karakterlerinin kıyafetleri satılıyor; böylece parkın içerisinde onlarca sihirbaz, prenses ve peri kızı etrafınızda dolaşıyor. Walt Disney Studios ise daha çok büyüklere yönelik bir park. Burada sinemanın büyülü dünyasına bir keşfe çıkmanız mümkün. Çeşitli oyunların yanı sıra 4 farklı stüdyoyu da ziyaret edebilirsiniz.

Disneyland Paris her daim kalabalık ancak özel gösterlerin olduğu Cadılar Bayramı ve Chritstmas dönemleri ile yaz aylarında kalabalığın daha fazla olduğunu da hatırlatalım.

Paris kendinizi zamandan bağımsız hissettiğiniz bir şehir. Sanki yüzyıllarca önce zaman burada durmuş ve o anın ardından şahir hiç değişmemiş gibi, tanıdık. Mimarisi romantik, belki de bu yüzden “aşk”ı yaşamak için en uygun şehir burası.Umarız yazımız Paris’i gezerken size küçük de olsa bir fayda sağlar.

* Lana Del Rey’in “Paris” şarkısına atfen.


1 yorum:

burun estetigi dedi ki...

Hi………….
Thanks for Your great information , I like it !!!!

Is any one give info releted to cosmetic surgery Burun estetiği ??

Hello all Dr.Yakupavsar one of best Op.Dr in cosmetic surgery. His company name Yakup Avsar. the very famous compnay releted to plastic surgery & cosmetic surgery etc..... One best think this person is doing most of the turkey Actor and actress plastic surgery and nose surgery and cosmetic surgery .

you must take advice form him related to this matter. for the better know you contact this address www.yakupavsar.com
Mardin Ebulula Street Violet Street Number: 1
Akatlar / Istanbul (Bjk College Behind) pin-304080
Burun estetigi