31 Mayıs Cuma Gecesi Harbiye'de Ne Oldu?

2 Haziran 2013 Pazar

Şimdi sıra geldi yaşadıklarımızı anlatmaya.

31 Mayıs Cuma; Harbiye'de

Çok da korkak bir insan değilimdir, hatta arada gaza bile getirilebilirim cesaretli davranmak konusunda. Ama samimiyetle söylüyorum Cuma gecesi ve Cumartesi günü BEN KORKTUM, hem de ÇOK KORKTUM! Ben polisin bizi öldüreceğinden, öldüremese yaralayacağından, onu da yapamasa hapse tıkıp bir güzel döveceğinden; bunların hiç biri olmasa can havliyle kaçan insanların altında kalıp izdihamdan öleceğimden korktum. Öyle bir durum vardı yani, CUMA GECESİ TAKSİM SAVAŞ ALANIYDI. Bunu görmeyene anlatmak zor, yine de çalışayım.

Cuma akşam 8 gibi toparlandık arkadaşlarla. Sürekli haberler geliyordu Taksime ulaşmaya çalışan diğer arkadaşlarımdan "Gümüşsuyu çok kötü, İstiklal'de kalabalık var ama polis müdahele ediyor, Osmanbey çok karışık, Harbiye'de savaş çıktı vs." diye. 

Yolların kapalı olduğunu bildiğimizden Beşiktaş'tan Maçka'ya yürüdük; Maçka parkının içinden ilerledik ve Harbiye yönünden Taksim Meydanına yürümeye çalıştık. Ama ne mümkün! Polis inanılmaz şiddetli bir şekilde sivil halka müdahele ediyordu ki bu insanlar yasa dışı örgütlerle falan işi olmayan insanlar; belki de hayatlarında ilk defa eyleme gidiyorlar... 

İnanılmaz bir kalabalık vardı. Herkes bir ağızdan "Hükümet İstifa" "Faşizme karşı omuz omuza" diye slogan atıyordu. A Bank'ın biraz ilerisinde ilk müdahale ile karşılaştık. Üzerimize onlarca gaz bombası atıldı. Benim biber gazı ile tanışıklığım bu anda oldu. Gökhan'ın eline sıkıca yapıştım, ne de olsa o daha deneyimli bu konuda. Ağzımda maske vardı ama gözlerim korunaksızdı; gözlerimi şalımla kapatmaya çalıştım. Önümü göremiyordum, panik havası vardı, birileri "Sakin olun" diye bağırıyor ama herkes bir taraflara kaçışıyor... Kapılarını açan A Bank'ın içine sığındık ki o sırada nefes alamıyordum. Yanımıza şu Talcid'li sıvılardan almıştık çok şükür, onlar acıyı azaltıyor. Ama dışarıda kalsam muhtemelen öksürükten boğulurdum. 

Orada soluklanıp tekrar dışarı çıktık. Polis Taksim yönünden üzerimize geliyordu, yine her yerde gaz bombaları uçuşuyordu; dumandan göz gözü görmüyordu. TRT Radyo binasının yanına sığındık, o sırada kargaşada bir arkadaşımızı kaybettik. 2 kişi onu bulmak için gitti. Orada beklerken üzerimizde bir panik havası vardı çünkü beklediğimiz yerden kaçışımız yoktu, kapana kısılmış durumdaydık ki TRT'nin kapıları da bize sımsıkı kapalıydı. Orada ne yapacağımızı bilemez halde beklerken yan taraftaki parkta müdahale başladı, TOMA'dan emin değilim ama gaz bombaları insanların üzerine düşüyordu. Hızla Hilton'un otoparkına ve otel girişine giden yola çıktık. İnanılmaz bir kaos yaşanıyordu. TOMA içeriye doğru ilerliyor, üzerimizde gaz bombaları, onlarcası uçuyor ve insanların üzerine düşüyor. Kalabalık sıkışmış durumda, kaçacak yer yok. İnsanlar koşturuyor ve ben sadece "Polis insanların üzerine atıyor gaz bombalarını" diye düşünebiliyorum. Biber gazından boğuluyoruz. Allah'tan düşmemeyi beceriyorum ki hala Gökhan'ın elini bırakmamaya çalışıyorum, elini bıraksam bittim çünkü. O sırada Hilton'un otopark girişi sağ tarafımızda belirdi, korkulukların arasından otoparka atladık, o sırada sırtımı feci şekilde korkuluklara vuruyorum ve cebimde Talcid yere düşüyor. Koşarak otoparkın içindeki görevlinin olduğu odaya giriyoruz. İçerisi kalabalık, bizim gibi buraya sığınmış insanlar. Burada çok feci kapana kısılıyoruz, Polis içeriyi her an basabilir çünkü. Çünkü Polis Hilton otelinin parkına bile gaz bombası atmaktan çekinmedi. Çünkü Polis kalabalığı dağıtmak için değil, insanları etkisiz hale getirmek için çabalıyor o anda, NEFRETLE. Çünkü Polis bizi orada kıstırsa mahvedecek biliyoruz.

Çıkış aradık, bir kaç defa otoparktan çıkmayı denedik ama otopark girişi gaz bulutuydu, nefes alınmıyordu. Otoparkın alt katlarına indik, bizim gibi insanlar vardı orada 8-9 kişi. Resmen bir korku filminin aktörleriyiz o sıra. Telefon iyi çekmiyor, mesajlaşıyoruz. Tüm arkadaşlarımızdan ayrı düştük, Hilton'un bahçesinde ilerideymişler haber aldık. Biraz bekliyoruz, ortalık sakinleşince çıkıyoruz oradan. Arkadaşlarımızı buluyoruz.

Bundan sonrası ise tam bir aksiyon macerası!

Hilton'un bahçesinden muhtemel tek çıkış geldiğimiz caddeye doğru. Ama orası Polis işgalinde ve her yer gaz; müdahale şiddetli. Başka insanların da gelişiyle oradan kurtulmaya çalışan insanların sayısı 20-25'i buluyor. Bir arkadaş ileridn bir çıkış ihtimalimiz olduğunu söylüyor. Takip ediyoruz. Tabi o sırada üzerimizde helikopter var. Polis Helikopteri yukarıdan ışık tutuyor, insanlar nerede toplanıyor diye; sonra yerdekilere bildiriyor ki oralara saldırsınlar. Helikopterin görüş alanına girmemeye çalışıyoruz. Hilton'un arka tarafındaki caddeye inmek için, bir boya-badana merdiveni buldu o arkadaş. aşağıya indirildi, dikenli tellerin üstünden merdivenden tek tek indik. O an inanılmazdı gerçekten, kelimelerle ifade edemiyorum çünkü yaşadıklarımızın gerçek olduğuna o sıra inanmak zordu, şimdi daha zor. Hepimiz güvenli şekilde iniyoruz caddeye; soluklanıyoruz. Çok ama çok korktuğumdan tekrar Taksim'e dönmeye cesaret edemiyorum ama yapacak bir şey yok, arkadaşlarla birlikte devam ediyorum. Harbiye'ye çıkıyoruz yine. Ortada insan yok ama cadde savaş alanına dönmüş. Polis gezi parkını kapatmış, içeride bir sürü polis var, çevrede bir sürü polis var. Aralarından yürüyerek Taksim Meydan'ına geliyoruz. O sıra Tarlabaşı yanıyor ama diğer yerler sakin gibi. Kızılkayalar'da açlıktan ölmemek için muzlu süt içmeye çalışırken fena etkileniyoruz gazdan, gözlerimizden yaş geliyor feci şekilde. Ortalığın sessiz olduğunu görünce eve dönmeye karar verdik.

Eve dönüştü Kadıköy'de eylem olduğu haberi geldi. Kadıköy Boğa'ya gece 2 gibi vardığımızda -samimiyetle söylüyorum- 50 kişi civarında slogan atan insan vardı orada. 20 dakika içerisinde yüzlerce kişiye ulaştı bu rakam. Altıyoldan Fenerbahçe stadının oraya, oradan da Caddebostana doğru yürüyüşe başladık. Gözlerimize inanamıyoruz, herkes ama herkes sokakta, herkes destek veriyor,yaşlı teyzeler tencere tavayı kapmış sokağa inmiş! Taksiciler, yoldan geçen arabalar korna çalarak destek oluyor, hep bir ağızdan "Her Yer Taksim, Her Yer Direniş!" sloganları atılıyor. Şimdi sayılarla aram çok iyi değil, ben diyeyim 10 000 siz diyin 20 000 insan var; Göztepe civarında karşı yönden, Bostancı yönünden gelen büyük grupla birleşip çok daha kalabalık şekilde Kadıköy'e geri yürümeye başlıyoruz. -ki o grubun bir kısmı Boğaz köprüsüne yürüdü, Taksim'e desteğe gitmek için. Kadıköy'e vardığımızda saat neredeyse 4 ve hala çok kalabalık! İnanılır gibi değil! 

O sırada Taksim'in yeniden karıştığı haberi geliyor. Ki sabaha dek sürdü orada olaylar. Yine gaz bombaları, yine gazlı ve tazyikli su, ve bu sefer bir de plastik mermi haberleri! 

Ayaklarımın altı yürümekten helak, su topladı hep. (Converse ile o kadar yürürsem olacağı bu) Mecbur eve dönüyoruz. Hem mutluluktan, hem şaşkınlıktan ne yapacağımızı bilmez haldeyiz. Gece uyuyamıyorum pek, zaten 6 da yatıyorum. sabah 10 da hemen twittera, facebooka koşuyorum; bakıyorum neler yaşanmış diye. Haberler fena, çatışma sabaha kadar devam etmiş. Ağlamama engel olamıyorum bir türlü hem mutluluktan, hem üzüntüden, hem gururdan, hem şaşkınlıktan, hem korkudan!

Cumartesi gününü başka bir yazıda anlatacağım. Lütfen okuyun, elimden geldiğince yaşananları bilmeyenlere anlatmaya çalışacağım...

1 yorum:

burun estetigi dedi ki...

Hi………….
Thanks for Your great information , I like it !!!!

Is any one give info releted to cosmetic surgery Burun estetiği ??

Hello all Dr.Yakupavsar one of best Op.Dr in cosmetic surgery. His company name Yakup Avsar. the very famous compnay releted to plastic surgery & cosmetic surgery etc..... One best think this person is doing most of the turkey Actor and actress plastic surgery and nose surgery and cosmetic surgery .

you must take advice form him related to this matter. for the better know you contact this address www.yakupavsar.com
Mardin Ebulula Street Violet Street Number: 1
Akatlar / Istanbul (Bjk College Behind) pin-304080
Burun estetigi