Alkali Diyet Kitabı Hakkında

22 Şubat 2014 Cumartesi


En son yazımda babamın hastalığını öğrendiğimizden bu yana çok araştırdığımı, çok okuduğumu belirtmiştim hatırlarsanız. Bu süreçte iki çok önemli kitap okudum. Bunlardan ilki kesinlikle hayata bakışımı değiştiren ve önümde yeni ufuklar açan David Servan Schreiber tarafından yazılmış olan "Antikanser - Yeni Bir Yaşam Tarzı" isimli kitap. (Elif'e teşekkürler) Bir diğeri ise "Antikanser" ile birbirlerini tamamlar nitelikte olan Doktor Ayşegül Çoruhlu tarafından yazılan Alkali Diyet.


Yine daha evvel dediğim gibi, araştırmalar beni sürekli aynı noktaya getirdi: alkali olma kavramı. Alkali olmak en basit anlatımıyla pH seviyesinin bazik olması, asidik olmaması demek. pH 7 nötrdür, 7'nin üstü bazik, 7'nin altı ise asidiktir. Vücudumuzun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için pH'ının alkali olması gerekir. Asit olduğu takdirde vücut bunu alkali hale getirmek için büyük çaba harcar elinden geleni yaparken kendi kendine zarar verebilir.

Özetle; vücudumuz için asidik ortam kötüdür, alkali ortam iyidir.Önemli olan tükettiğimiz godaların vücudumuzda parçalandıktan sonra ortaya çıkardıkları son ürünlerin pHıdır. Örneğin limon asidik bir yiyecek olmasına rağmen onu yediğimizde çıkardığı artıklar alkalidir.

Kanserden, kilo problemlerine dek hastalıklar birebir olarak nasıl beslendiğimizle yani alkali beslenip beslenmediğimizle alakalı. Çok şaşırtıcı olmayacak şekilde elbetteki hazır gıdaların hepsi asidik gıdalar. Ve sağlıklı şekilde hayatımıza devam etmek için ihtiyacımız olan %80 alkali, %20 asidik şekilde beslenmek. Bu da bir günde tükettiğimiz gıdaların %80'nin taze ve az pişmiş/pişmemiş sebzelerden, kalanının ise diğer gıdalardan alınması demek. Yine şaşırtıcı olmayacak şekilde hayvansal proteinler vücudu asidik yapıyorlar. (Go Vegan!) İşlenmiş tuz, işlenmiş şeker, işlenmiş un sağlığımızın bir numaralı düşmanları...



Kitabı mutlaka okuyun. Çok basit fizik-kimya-biyoloji mantığı geçerli. Her ne kadar bazen bilgiler üst üstye geldiğinden lise biyoloji ders kitabı okuduğunuzu hissediyor olsanız da ben çok şey öğrendiğime inanıyorum. Kitabın sonundan bir listenin paylaşımını yapmak istiyorum:

10 Adımda Alkali Beslenmeye Geçiş 

1- İdrarınızı takip edin
*  İdrarınızın koyu olmasına izin vermeyin.
*pH'ını ölçemeseniz bile koku ve renk takibi yapın

2- Su için
* Suyu alkali için
* Karbonat katarsanız suyun pH'ı alkaliye yükselir.
* Günlük olarak en az 3 litre su için (Her 20 kiloya1 litre su)
* Sabah ilk iş, gece son iş olarak alkali su için

3- Sebze suyu içmeye alışın
* Bunu alışkanlık haline getirirseniz asitlenmeyi çok kolay çözersiniz.
* Alkali su ve sebze suyu yağlarınızı çözer.

4- Tuzunuzu değiştirin
* Sofra tuzunu bırakın.
* Deniz ve Himalaya tuzu kullanın. Hem ödemlerinizi çözersiniz hem daha hızlı kilo verirsiniz.

5- Oranlamayı öğrenin
* Alkali olmak için besinleri seçerken iç ortamınızın asit oranına göre miktar belirleyin.
* Bunun için sabah ilk idrar pH'ını ölçün.

6- Kaçamaklarınızı alkaliyle dengeleyin
* Kaçamak yapıp sevdiğiniz asitli besinlerden yediğinizde, bunları çiğ sebzelerle beraber tüketin.
* Meyve şekerinin cildimizi en çok yaşlandıran besin maddesi olduğunu unutmamalısınız.

7- Balık ve iyi yağların tüketimini arttırın
* Kabuklular hariç tüm deniz ürünleri iyidir.
* Yemek pişirmede zeytinyağını, ayçiçek ve mısır yağına tercih edin.

8- Akşam yemeğinizi doğru seçin
* Bel bölgesini inceltmek isteyen birinin yapacağı ilk şey erken saatte karbonhidratsız akşam yemeğidir.

9- Doğru kalsiyum kaynaklarını öğrenin
Salatalık: 25 ml/gr
Marul: 35 ml/gr
Nohut: 150 ml/gr

10- Alkali yapan besinleri öğrenin
* Market ve bakkalrda paketlenmiş halde satılan ürünler yerine pazardan taze alışveriş yapın.


Kitapla ilgili olarak en olumsuz ulduğum şey ise Ayşegül Çoruhlu hanımın tavsiye ettiği takviyeler. Vitamin-mineral olarak çok fazla -tablet- tavsiye etmiş ve ben bu kadar fazla hapa ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Mümkün olduğunca doğal yollardan almamız gerekiyor bence vücudumuzun ihtiyaçlarını. "Protein toz"u vs. ise tamamen zehir bence...

Sonuç olarak, sadece zayıflamak adına değik, sağlık adına alkali olmalıyız. (ki bu kitap bence protein tabanlı diyetlerin insan vücuduna ne denli zararlı olduğunun kanıtı niteliğinde.) ve alkali olmak için de işin mantığını öğrenmemiz gerekiyor. Bunun yoluna ilk olarak bu kitaptan geçiyor. Kendinin ve ailesinin sağlığına önem veren herkese tavsiye ediyorum. Unutmayın: kanser hücreleri oksijensiz ortamda (asidik) büyür ve çoğalır, oksijenli (alkali) ortamda ise yaşayamazlar.

1 yorum:

ozgun ozdemir dedi ki...

Merhaba,

Ben de bu kitabi alsam mi diye dusunurken, A.Coruh'un videolarini youtube'te arattigimda kadin programlarindaki konusmalarini duyup sadece populizme yonelik, bilimden alakasiz diye dusunmustum. Burada okuyunca daha mantikli geldi. Fakat, alkali ortam da oksijenli olabilir. Bir kimyaci olarak soyluyorum ki, alkali ortamda da oksijen olur.

Tesekkurler yazi icin