İspanya & Fransa Seyahati 1.Gün

17 Ağustos 2014 Pazar

Geç balayımıza başlarken - THY CIP Lounge
Tatilimizin üzerinden neredeyse 1,5 ay geçti ama ben yazmak için zamanı yeni bulabiliyorum. Maalesef hayatımın bu evresin iş hayatı hem yaşamımı domine ediyor hem de enerjimden ve zamanımdan çok büyük miktarlar çalıyor. Özetle, 10 günlük tatilimizden sonra işlerim o kadar yoğundu ki ancak fırsat buldum yazmaya.

Oldukça eğlenceli ve dopdolu geçen bu tatilimizde ne kadar güzel şeyler yaşadığımızı sizinle paylaşmam açıkçası çok zor ama neler yaptığımızdan bahsedebilirim tabi elimden geldiğince ;)

1.Gün: İstanbul'dan Barcelona'ya
Şuradaki yazımda tatilimizi nasıl planladığımızdan detaylı olarak bahsetmiştim. Cuma günü işten biraz erken çıkarak Gökhan ile evde buluştuk ve son hazırlıkları da tamamlayarak ilk durağımız olan Bostancı Deniz Otobüsü İskelesine gittik. Eğer sizde bizim gibi Anadolu Yakası'nda ikamet ediyorsanız Atatürk Havalimanı'na ulaşmanın en kestirme yolu deniz otobüsü ile Bakırköy'e geçip, oradan da ya taksi ile ya da dolmuş taksilerle 10-15 dakikada hava alanına ulaşmak. (Bostancı-Bakırköy İDO seferlerine şuradan bakabilirsiniz)


Gökhan PS4 oynarken - THY CIP Lounge
Bakırköy'de bizi annem ve babam bekliyordu. Onlarla biraz vakit geçirdikten sonra babam bizi arabayla hava alanına bıraktı. Miles and Smiles Elite Kart ve de Business Class bilet sahibi olmanın tüm avantajlarını kullanarak ayrıcalıklı kapılardan geçtik, bavullarımızı sıra beklemeden teslim ettim ve kendimizi hemen Turkish Airlines CIP - Star Alliance Gold Lounge'a attık. Zaten biletlerimizi Business Class almamızın temel sebebi de bu idi :)

Ben en son gittiğimden bu yana Lounge oldukça değişmiş; gerçekten çok büyütmüşler neredeyse alan olarak 3 katına çıkmış. Yeni yiyecek standları ve oyun alanları eklemişler. Fırından yeni çıkan sıcacık pidelerle karnımızı doyurduk, içkimizi içtik hatta Gökhan Play Station bile oynadı :)

27 Haziran Cuma akşamı 20.10 itibariyle uçuşumuz başladı. (TK 1851) Türk hava Yolları'nın Avrupa uçuşlarında kullandıkları uçakları maalesef oldukça eski. Busineness Class kısmı da normal koltuklardan bozma. Çok sefer Uzak Doğu'ya ve Afrika'ya seyahat etmiş biri olarak o uçaklardaki hizmet ve lüksün zerresi yok diyebilirim :) Yemeğimizi yedik, içkimizi içtik ve 3,5 saat sonra Barcelona El Prat havaalanına indik. Pasaport kontrolden geçtikten sonra bagajımızı alarak hava alanından şehir merkezine ring seferler yapan "Aerobus"u bulduk ve A1 numaralı otobüse bindik. Aerobus'un internet sitesi şuarada ve kişi başı ödenen fiyat 5.90 euro. (Eğer 15 gün geçerli gidiş-dönüş bilet alırsanız fiyat 10,20 euro oluyor. Tabi biz bunu bilmediğimizden tek yönde bilet aldık.) Otobüse binerken backpaker bir kızın parası yetişmedi ona da destek çıktık. Ama öyle pek bir teşekkür de gelmedi kendisinden:) Aerobus'lar Barcelona'da havaalanından şehre gitmenin en kolay yolu ve oldukça da sık seferleri var. Yaklaşık 30 dakika sonra Plaza Catalunya durağında indik. Şansımıza Cumartesi gecesi olduğundan metro seferleri sürüyordu, tam saati hatırlayamıyorum ama sanırım gece 2 civarı metroya bindik. Barcelona'nın Gracia bölgesinde yer alan hostelimiz Residencia Erasmus'a gitmemiz için Line 3 (Green Line) e bindik ve Lesseps durağında indik. Daha önceden bilgi aldığımız üzere metro için birer tane 10l'uk toplu metro biletinden aldık, fiyatı şu anda 10,30 euro. Otomat şeklindeki bir cihazdan gerekli bilgiler girilerek alıyorsunuz bileti, o saatte gişe yoktu elbette. Oradaki bir kızdan yardım istedik ve kolayca hallettik bu bilet alma işini de.

Tuvaletler bile şahane - THY CIP Lounge
Burada bazı dip notlat düşeyim. Birincisi Türk Lirası Euro karşısında gerçekten çok değersiz. 2011 yılındaki Fransa ziyaretimde her şeyi 2 ile çarpıyorken, şimdi her şeyi 3 ile çarpmak gerekiyor. Ciddi bir fark var yani. Barcelona'nın da özellikle turistler için çok pahalı bir şehir olduğunu da belirtmek gerek.

İkinci notum ise metrolarla alakalı. her ne kadar şehir çok yaygın bir metro ağı ile döşenmiş olsa da metrolar hem çok ama çok sıcak (öyle böyle değil, mahvolduk sıcaktan) hem de çok eski. Bazı metro araçlarında klima var, bazılarında yok. Ve metroyu beklediğiniz yerlerin hiçbirinde klima yok! Açık hava serin olsa da yerin altı sıcaktan yanmaya devam ediyor. Özellikle yazın gidecekler için -trafik de olmadığı düşünülürse- otobüsler ya da hop on hop off şeklindeki özel turistik otobüsler daha mantıklı bir seçim olabilir. Ya da kondisyonunuza güveniyorsanız bisiklete binin :) Farklı metro lineları arasında geçiş yaparken neredeyse 500-600 metre (ya da daha fazla, bu konuda hiç iyi değilim :) ) yol yürünüyor yer yer. Hele ki elinizde bir bavul olduğunda çok zorlanılıyor.

Lesseps durağında indik, gecenin o saatinde yolda bulabildiğimiz tek insanlar olan birkaç sarhoşa hostelin sokağını sorduk ve gerçekten metro durağına 2-3 dakika mesafede olan hostelimizi bulduk. Rezervasyonumuz vardı ve resepsiyonist de bizim gelmemizi bekliyordu. Oldukça güle yüzlü ve yardım etmeye istekli görevlinin de etkisiyle bir an evvel odamıza yerleştik. Odaya ilk girdiğimde biraz kötü bir nem kokusu alsam da diğer günlerde geçti o koku. Hostelimiz yeri itibariyle gürültüden uzak, oldukça da geniş bir bina. Odamızın genişliği de yeterliydi. Açıkçası hostel ile ilgili olarak iki olumsuzluktan bahsedebilirim, yatak çok sertti ve yastıklar çok inceydi :) Onun haricinde beklentimizi karşıladı ve hiçbir sürpriz ile karşılaşmadık.

Metrodaki biz şebekler
Bu arada odalarda su yok elbette. Otomatlardan alınabiliyor su. Ben susuz yaşayamayan bir insan olduğumdan odaya yerleşmeden evvel ilk iş su aldık. Ama bilmiyorum aldığımız su yüzünden, ya da uçakta yediğim başka bir şey yüzünden ilk gece midem mahvetti beni. Gastrit ve reflü problemi olan bir insan olarak sabaha dek mide yanmasından neredeyse hiç uyuyamadım. Gökhan'ın sürekli yanında taşıdığı Rennie de fayda etmedi. Böylece şunu da seyahat check-listime eklemem gerektiğini öğrendim: YANINA LANSOR AL!

O gece zaten hostelimze yerleşmemiz çok geç olduğundan yatıp uymaktan başka yapılacak bir şey yoktu elbette. Zaten çok yoğun bir ikinci gün bizi bekliyordu :)

İspanya & Fransa Seyahati 2.Gün yazısında La Pedrera, La Sagrada Familia & Parc Güell gezilerimizi anlatacağım ;)

0 yorum: