Özgecan'ın Ardından

16 Şubat 2015 Pazartesi

Merhaba;

Geçtiğimiz gün yaşanan vahşetin ardından, çeşitli sosyal platformlarda kanımı donduran yorumlarla karşılaşıyorum. Düşündüm, düşündüm, düşündüm. Kaç gündür düşünüyorum. Bir yazı ile özetlemek istiyorum bu düşüncelerimi.

(Ve hayır, bu iletide "aranmıştır, dekolte giymiştir, başı kapalı olsaydı tecavüze uğramazdı" vs. gibi insanlık dışı yorumlar üzerinde durmayacağım. O yaratıkların varlıklarını tamamen reddediyorum, insan sınıfında olduklarını düşünmediğim için de yorum dahi yapmıyorum.)

1- Şiddeti şiddetle önleyemezsiniz. 


Kızgınlığımız, üzüntümüz çok büyük. Hissedilen nefreti anlamak zor değil. Hepimiz öfkeliyiz. Ancak, böyle vahşi bir olayı eleştirirken, bir o kadar vahşi hislerle hareket etmek sizce de ironik değil mi? Özgecan'a kıyan o varlığın bir kız çocuğu var, ve insanlar tükürükler saçarak o katilin ailesinin de aynı şeyleri yaşaması gerektiğini söylüyorlar. Yani, o hiç bir suçu olmayan masum kız çocuğu da Özgecan gibi bir vahşeti hak mı ediyor? Bazen sinirle söylediğimiz şeylerin nereye gittiğini düşünemiyoruz insanoğlu olarak. Ancak, bu konuda bir farkındalık geliştirmemiz gerekiyor. Bir taraftan şiddeti lanetleyerek, diğer taraftan şiddeti meşrulaştırır haldeyiz.

2- Hapishanede verilecek "ceza". 

Ekşisözlükte hapishanelerde kıdemli mahkumların, tecavüz suçuyla hapse girmiş toy mahkumlara uyguladığı şiddetin detaylı bir tasviri var. Bu kendi çapında ceza uygulama ritüeline, gardiyanlar da dahil oluyormuş. Ne kadarı doğrudur, ne kadarı yalandır bilemiyorum. Ama çocuk katillerinin, tecavüz suçlularının hapishanelerde diğer mahkumlar tarafından öldürüldüğü bir gerçek. Ancak "İçiniz rahat olsun, o adamın başına bunlar bunlar gelecek" diye yazılan bu yazı resmen KANIMI dondurdu. Yine aynı noktaya geliyoruz, şiddete karşı daha büyük şiddet ile bir şeylerin değişeceğini ummak. Bir "suç"un karşılığında verilecek "ceza"ya karar vermek, Hukuk sisteminin derdidir. İyileştirilmesi gerek bu köhne "sözde" adalet sistemidir. Kimin nasıl bir cezayı hak ettiğine "suçlu" olarak hapiste bulunan kişilerin karar veriyor olması sizi gerçekten hiç rahatsız etmiyor mu? Sanki bu ülkede yanlışlıkla hapiste yıllarca yatan insanlar yokmuş gibi... Peki, o yanlışlıkla işkence gören insanların hesabını kim verecek? Gerçekten, o hapishanelerde yapılanları gönül rahatlığı ile kabullenebiliyor musunuz? Eğer içiniz bu konuda rahatsa, sizin şiddet ile hakkını aradığını sanan insandan ne farkınız kalıyor?

3- "İdam geri gelsin" çığırtkanları. 

Geçen gün sevgili arkadaşım Elsa'nın da üzerine dikkat çektiği gibi; kimin eline nasıl bir yetki verme niyetinde olduğunuzun gerçekten farkında mısınız? Aynen aktarıyorum "Bazılarınızın idam yasasına verdiği desteği dehşetle izliyorum. O kadar şey gördünüz son senelerde, bu adamların ellerine böyle bir güç bir kere verildiğinde ülkeyi daha da nasıl bir cehenneme çevireceklerini hala anlayamıyorsunuz. Yazık. Ne olursa olsun, idama karşı olun, çok pahalıya ödersiniz bedelini o topraklarda." Hakimi, savcısı, avukatı tüm hukuk sistemini parmağında oynatan adamlara "idam" yetkisini verdiğinizde sanıyorsunuz ki "hak ettiğine inandığınız" suçlular idam cezasına çarptırılacak. Hayır dostum. Kim onların yoluna çıkarsa, onu idam edecekler. Senin tahmin ettiklerini değil. Ve bunu hala anlayamadıysan da, bugün bir saat sus ve düşün. Ben kime ne yetki vermeye niyetleniyorum gerçekten?

4- Seksist küfürler. 

Kişisel rica: kadına karşı şiddetin böylesine yaygın olduğu ve inanılmaz vahşi boyutlara ulaştığı günümüzde lütfen ne dediğimize biraz dikkat edelim. Kadına karşı şiddeti kınarken "or.spu çocuğu", "Am.na Kod.." gibi küfürler etmek; öylesine ironik ki?! Bu ülkede bazı şeyler resmen dnamıza işlenmiş. Bugün mesela BJK maçı var. Ve örneğin BJK 3-4 gol atsa, hemen twitterda "Tecavüz" ana fikrinde iletiler paylaşılmaya başlanacak -kadınlı erkekli. Normalleştirmeyin. O farklı, bu farklı, ben aslında öyle demek istemiyorum.. demeyin. Demeyin gözünüzü seveyim. Küfür hepimiz ediyoruz, rahatlıyoruz biraz küfür ederken. Ama çıkarın lügatınızdan şu seksist küfürleri artık.

5- Denetimsizlik. 

Neden önüne gelen toplu taşıma araçlarına şoför olabiliyor bu memlekette? Neden 6 aylık periyotlarla psikolojik değerlendirmeler yapılmıyor. Neden toplu taşıma araçlarında takip cihazları yok? Neden normalde belli bir saatte varması gereken noktaya varmayan bir aracın nerede olduğu bilinmiyor? Neden teknolojinin bu kadar geliştiği günümüzde herkesin cebinde bir akıllı telefon var da, dolmuşlarda, minibüslerde, taksilerde sürekli kayıt alan bir güvenlik kamera sistemi yok? Böylesine bir başıboşluk, böylesine bir denetimsizlik... Çocuklarla dolu bir okul servisini alıp ormanlık bir alana götürse bir şoför; nasıl haberimiz olacak bundan?

6- Toksik ilişkiler yumağı AİLEler. 

Bu olayda hiçbir şeyi anlayamamakla birlikte, bir konu resmen dehşete düşürüyor beni. Düşünün siz bir babasınız, hatta torun sahibisiniz. Görmüş geçirmişsiniz. Ve bir gün oğlunuz size gelip diyor ki "Babam ben bir kıza tecavüz etmeye kalktım, direnince defalarca bıçakladım, yetmedi kafasına demirle vurdum öldürdüm". Ne olurdu tepkiniz? Kaçınız oğlunu polise teslim ederdi? Kaçınız ise gidip o zavallı kızın bedenini yakmaya kalkar, bu vahşette oğluna destek olurdu? Tüm aile anlayışımız, sevgi anlayışımız, destek anlayışımız mı sapkın?

7- Psikolojisi bozuk bir ülke. 

Üstteki yazdıklarımla paralel olarak, başındaki kişinin düpedüz narsistik kişilik bozukluğuna sahip olduğu ve bu yüzden çok geniş kitleler tarafından ayakta alkışlandığı bir ülkede sağlıklı bir psikolojiden nasıl bahsedilebilir? Bilirsiniz, psikoloğa gitmek ayıptır bu ülkede, mahalle baskısından, eş dost ne düşünür korkusundan "MUTSUZUM" diyemezsiniz, depresyonda olduğunuzu itiraf edemezsiniz... Kadınlarının çoğu aşırı temizlik hastasıdır, "titiz kadın" denir. Obsesif Kompulsif davranışlara sahip adamlara "askerde açılır" denir. Bu ülkede psikolojik rahatsızlıklara sahip olmak ayıptır, bu insanlar tedavi edilmez, bunun yerine yaptıkları ört bas edilir. Bu ülkede insanların %56 sının "MUTLUYUM" dediğini biliyor muydunuz? Bu ülkede?

8- Değişim BİREYde başlar. AİLEde devam eder. DEVLET eliyle desteklenir. 

Hayır, birilerinin bizi korumasını istemiyoruz biz, korunmaya ihtiyaç duymamayı istiyoruz. AMAlarla başlayan cümleler duymak istemiyoruz. Devlet tarafından planlı programlı ve istikrarlı şekilde evlere kapatılmak istemiyoruz, hele ki bir de "bunun kendi hayrımıza" olduğuna inandırılmaya çalışacak denli cüretkar insanlar tarafından.

Bir dönüp bakın kendinize; sokaklarda kadın hakları adına bağırıp çağırıp, eve döndüğünüzde yemeği, çayı, suyu karınızdan/annenizden/kız kardeşinizden ayağınıza mı istiyorsunuz? "Yemek kadın işi oğlum ya" mı diyorsunuz ortamlarda? Oğlunuzun yatağını, kızınıza mı toplattırıyorsunuz? Sinirlenen kadınlara "Regl dönemindesin herhalde" mi diyorsunuz? Bir konuda tartışırken, tartışmayı kaybettiğinizi düşündüğünüz anda sesinizi yükseltip küfretmeye ve hatta karşınızdaki kadının üstüne mi yürümeye başlıyorsunuz? "Dişi köpek kuyruk sallamazsa... gibi atasözleri kullanan, ama o da böyle giyinmesin diyen hemcinslerimden misiniz? Sokaktaki kötü araba kullanan herkesi "Kesin kadın şoför..." diye yaftalıyor musunuz hemen?

Değişim önce sizde başlayacak. Sizden çocuğunuza aktarılacak. Tüm topluma yayılacak. Algı değişmeden, "sallandıracaksın bunları Taksim'de" klişeleriyle toplumsal değişim yaşanmaz, yaşanamaz.

Bugün bu konu hakkında konuşmaktan ziyade, bir durun düşünün. Ben bu yaşananların olmasında nasıl bir etkiye sahibim ve bunu nasıl değiştirebilirim?

Ve lütfen, lütfen, lütfen şiddetin düşüncesini dahi uzaklaştırın aklınızdan artık.

Eğer bu uzun ve kişisel yazıyı sabır ile okuyan bir kişi bile olduysa, ne mutlu bana. Daha mutlu pazar günlerine uyanmak dileğiyle, sevgiler.

1 yorum:

Eren O. dedi ki...

Ben de konuyla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyordum ama o kadar güzel yazmışsınız ki, aynen katılıyorum, elinize sağlık. Bence psikolojik değerlendirme sadece ticari araç sürücülerine değil, herkese yapılmalı. Kişiye kalıcı kimlik verilirken bir de psikopat mı sosyopat mı, çocuklara yönelik cinsel tacize eğilimli mi onu değerlendirecek bir test yapılmalı ve şüpheli bulunanlar da takip edilmeli...